Makaleler > Prof. Dr. Mehmet Emin AY > Siyer > Affetmekle Emrolunan Peygamber Hz. Muhammed(sav)
Kategoriler :
Yazarlar :
Affetmekle Emrolunan Peygamber Hz. Muhammed(sav)
Tarih : 14.12.2012 08:37:08
Kategori : Siyer
Yazar : Prof. Dr. Mehmet Emin AY
Okunma : 1023
 Peygamberler, kendilerini bu yüce vazife ile insanlara gönderen Allah Teâlâ’nın ilahi gözetimi altında görevlerini ifa ederler. Vahiy bağıyla onlar hatalara düşmekten ve yanlış davranışlarda bulunmaktan alıkonulurlar. Yine onlar, nasıl hareket edecekleri konusunda da vahiy yoluyla bilgilendirilirler.

Son Peygamber Hz. Muhammed (sav) Efendimiz de, Kur’ân-ı Kerim aracılığıyla bahsi edilen hususlarda bilgilendirilmiştir. Allah Teâlâ tarafından ona yapılan telkinler, aynı zamanda bütün mü’minler için çağlar üstü bir özellik taşır; ve kıyamete kadar tazeliğini korur. Sözü şu ayet-i kerime’ye getirmek istiyorum:

“Ey Habibim! Sen affa sarıl, iyi ve güzel olan şeyleri insanlara emret ve cahillerden de yüz çevir.” (A’râf, 199)

Bu ayet, Peygamberimizin şahsında aynı zamanda, tüm mü’minlere, günlük işlerinde, farklı zaman ve zeminlerde affetme yolunu tercih etmelerini tavsiye eder.

Öfkeli anında nefsine hâkim olarak kendini tutan ve ardından affetme yolunu tercih eden kişiler de başka bir ayette övülmüşlerdir. (bkz. Al-i İmrân, 134)) Çünkü sabretmek ve affetmek kolay şeyler değildir. Bundan dolayı olsa gerek Allah Teâlâ, “Kim sabreder ve affederse, iyi bilsin ki, bu kararlılık ve çaba isteyen bir iştir.”(Şûrâ, 43) buyurmaktadır.  Aynı zorluğa işaret eden bir atasözümüz de bu işin, “er kişilerin harcı” olduğunu ortaya koymaktadır.

“İyiliğe iyilik, her kişinin kârıdır.

Kötülüğe iyilik, er kişinin kârıdır.


Öte yandan Allah Teâlâ, bir başka ayet-i celile’de affetmeyi başarabilenler için şöyle bir müjde vermektedir: “Size verdiğimiz her şey, şu dünya hayatının kısa vadeli bir hazzıdır. Ama Allah katında bulunanlar daha değerli ve daha kalıcıdır. Bu, iman eden ve Rablerine güvenen kimseler için böyledir. İşte onlar, büyük günahlardan ve hayâsızca davranışlardan kaçınırlar, dahası öfkeli zamanlarında bile affetme faziletini gösterirler.” (Şûrâ, 36-38)

Hayatı boyunca, insanların kusurlarına karşı hoşgörülü ve affedici tutumuyla en güzel örnekleri veren Peygamber Efendimiz (sav) kendisine türlü türlü eza ve cefa eden kimseler için beddua etmemiş ve dilinden şu niyazlar dökülmüştür:  

“Yâ Rabbi! Kavmimi affet. Çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.”

Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz, af yolunu tercih eden kişinin aslında bu davranışıyla kendi değerini artırdığına da dikkatimizi çekmektedir. Bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Affeden kulun bu affı sebebiyle Allah ancak değerini arttırır. Allah için tevazu gösteren kimseyi de Allah yükseltir.”

Sevgili Peygamberimiz (sav), özellikle emrimiz altında bizlere hizmette bulunan kimselere karşı da hoşgörülü ve affedici tutum içinde bulunmamızı tavsiye etmekteydi. Hizmetçilik vazifesini icra ederken yaptıkları hatalardan dolayı onları affetmek gerektiğini ifade ederken, kendisine “hizmetçimi kaç sefer affedeyim” diye soran birine şu cevabı veriyordu: “Her gün yetmiş defa!” Şüphesiz, bunun “kesretten kinaye” denilen yani çokluğu ifade eden bir tabir olduğunu hepimiz anlarız. Peygamberimiz (sav) bu ifadesiyle bize bu konuda ne kadar engin gönüllü olmamız gerektiğini öğretmek istemişti.

 ÜLKELERDEN ÖNCE GÖNÜLLERİ FETHEDEN PEYGAMBER

Mekke’nin fethi İslâm tarihinde son derece önemli bir olaydı… Çünkü bu fetih sadece ve sadece Allah’ın yardımıyla ilahî bir lütuftu… Sevgili Peygamberimiz de mü’minler de bunu böyle biliyordu. Asıl dikkat çekici husus, fetihten sonra muzaffer bir komutan olarak Resûl-i Kibriya (sav) Efendimizin sergilediği tavırdı. Çünkü O, bir zamanlar mü’minlere çeşitli eziyetleri reva gören, hayatlarına kast eden bu insanlara şimdi bir rahmet ve şefkat eli olup yine tutuyordu ellerinden…

−Benden, size nasıl davranmamı bekliyorsunuz? diye sorunca,

−Sen ki, kerîm insanın kerîm evladısın. Senden iyilikten başka bir şey beklemeyiz, dediler hep birden… Yüce Resûl (sav) bir kez daha yüceliğini sergileyerek şunları söyledi:

−Bugün ben de size kardeşim Yusuf’un dediklerini söylüyorum.

“Bugün size karşı bir kınama yok. Allah sizi mağfiretiyle bağışlar. O merhamet edenlerin en merhametlisidir.”

Tarih kitapları Mekke’nin fethinden sonra nice farklı kişilik özelliklerine sahip kimselerin, Peygamberimizin huzuruna gelip bağlılık yemininde bulunduğunu ve O’nun da bunların hepsini kabul ettiğini yazarlar... Hem de hiçbirinin geçmişte yaptıklarını yüzlerine vurmadan… Bunların içinde en çarpıcı örnek ise Hind ve Vahşi ikilisiydi ki, sevgili amcası Hz. Hamza’nın cansız bedenine her türlü işkenceyi uygulamışlardı. Onlar bile Rahmet Peygamberi tarafından affedilmişlerdi… Çünkü O, ülkelerden önce gönülleri fetheden bir komutan olmanın zirve örneğiydi. Ve O, insanları öldürmek için değil, insanlığa hayat bahşetmek için gönderilmişti…

Sözlerimizi merhum Buhûrizâde Mustafa Itrî Efendi’nin bir şiirinden aldığımız iki beyitle tamamlamak isteriz.

El benim, dâmen senin, ey rahmeten li’l-âlemîn

Şöhretim isyân benim, sen afv ile meşhûrsun

Yâ Resûlallah! Umarım, diyesin rûz-i cezâ

-Gerçi cürmüm çoktur ammâ-, Itrî’yâ mağfûrsun!..


Sağlıcakla kalınız efendim.
Namaz Vakitleri
Şehir :