Makaleler > Prof. Dr. Halit ELYAS > Eğitim > Peygamber Efendimizin (sav) Medine’deki Eğitim Çalışmaları
Kategoriler :
Yazarlar :
Peygamber Efendimizin (sav) Medine’deki Eğitim Çalışmaları
Tarih : 09.05.2012 12:23:42
Kategori : Eğitim
Yazar : Prof. Dr. Halit ELYAS
Okunma : 3512
Hz. Muhammed (sav) ilmini Allah’tan (cc) alan ve kendi devrindeki ve kendinden sonraki bütün zamanlara ve insanlara bu ilimle tebligât ve tedrisat yapan yegâne, eşi benzeri olmayan tek öğretmendir. Allah’ın(cc) O’na (sav) gönderdiği şu ilk ayetler;
“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O insanı alâktan yarattı. Oku Rabbin en cömert olandır. O kalemle öğretendir. O insana bilmediği şeyleri öğretti.” (Alâk,1-5)
 ve
 “O’na bunu çok kuvvetli olan öğretti.” (Necm-5)
ve daha birçok ayet-i kerime O’nun (sav) bu özelliğini bütün insanlığa bildirmektedir. Bu güzide öğretmenin öğretisi de bir cümle ile, Allah’ın (cc) emir ve yasakları doğrultusunda insanı Allah’ın (cc) razı olacağı bir biçime sokma şeklinde ifade edilebilir.

 Bu öğretide iman; inanma, kabullenme boyutunu, islam; teslim olma, eyleme geçme, zahiri ibadetleri gerçekleştirme boyutunu, ihsan da; süsleme, manayı, ruhu, özü yakalama boyutunu oluşturmaktadır. Hz. Peygamber (sav) vahiyden önceki yaşantısıyla da bir örnek insan, bir rehber kişilikti. El-Emin lakabı bunun açık bir göstergesidir. Vahiyle birlikte başlayan ve Rabbine kavuşuncaya kadar devam eden süreçte ise, O (sav) durmadan dinlenmeden, gece gündüz, savaş barış, dost düşman demeden bu muallimliği en güzel şekilde ifade etmiş, “Tebliğ ettim mi ?” diyerek insanlara, “Şahid ol ya Rab!” diyerek de Allah’a (cc) bu halini arz ederek “refik-i âlâ” ya yürümüştür.

EFENDİMİZİN EĞİTİM MEKÂNI

Mekke’de Hz. Hatice (r.anha)’nin evinde başlayan, Hz. Erkâm’ın evinde devam eden, Kâbe, Mekke sokakları, Zülmecaz, Ukaz, Mecenne panayırları ve Taif ’e kadar yayılan bu talim ve tedrisat nihayetinde Yesrib’de vatanını buldu yerleşti, kurumsallaştı ve evrenselleşti. Yesrib’i de Medine yaptı.

Hz. Peygamberin (sav) hicretten önce Medine’ye gönderdiği öğretmen Hz. Mus’ab bin Umeyr ilk temelleri attı. Hz. Rasulullah’ın (sav) Medine’ye teşrif ettiğinde yaptığı ilk uygulama, talim ve tebliğin yapılacağı mekânı yani mescit-okulu inşa etmek olmuştur. Bugün Mescid-i Nebevi olarak bilinen bu binada Muallim Nebi’nin (sav) evi, uygulama alanı olarak namazgâh ve ilk İslam üniversitesi olan Suffa yer almaktaydı. Suffadaki eğitim-öğretimin özellikleri satırbaşlarıyla şöyle sıralanabilir:

• Hz. Resulullah (sav) bu okulun başöğretmeni idi. O’nunla (sav) beraber, okumayazma bilen sahabeler de bu alanda öğretime katkıda bulunmaktaydı. Hz. Ubade bin Sabit (ra), Hz. Abdullah bin Sa’id İbn el As (ra) gibi. Hz. Peygamber (sav) okuma-yazma öğrenilmesine çok önem vermekteydi. Hatta bunun için, Bedr savaşında esir düşen müşriklerden okur-yazar olanlar, 4000 dirhemlik kurtuluş fidyesi yerine Medineli 10 çocuğa okuma-yazma öğretmek karşılığında serbest bırakılmıştı. Bu da Hz. Peygamber’in (sav) eğitim-öğretim için yüksek meblağlar ödemek suretiyle ona verdiği önemi göstermesi açısından güzel bir örnektir.

• Tilavetinden, ezberlenmesinden başlayarak, hükümleri ve ayetleri ile ilgili tefsire, tefekküre ve nihayetinde bu esasları hayatlarına uygulamaya varan bir yöntemle, bu okulda öğretilen esas ilim, ana ders Kur’ân-ı Kerim idi.

• Okulun öğrencileri Medine’de evleri olmayan yoksul sahabeler ile İslam’ı öğrenmek üzere başka bölgelerden gelen yabancılardan oluşmaktaydı. Burada barınan talebe sayısının 400’e kadar ulaştığı rivayet edilmektedir.

• Bu talebeler, odun kesmek, su taşımak gibi gündelik işlerle hayatlarını sürdürmeye çalışsalar da onların esas hamisi Hz. Resulullah (sav) idi. Medineli zenginleri her fırsatta Ehl-i Suffa’ya yardım etmeye teşvik ederdi. Onlar da hurma salkımları ile dolu dalları getirir mescide asarlardı. Bazen de Hz. Peygamber (sav) onlardan bazılarını yedirmek üzere Medinelilerin misafir etmesini isterdi.Bu konuda, çocuklarını aç yatırıp, mumu da söndürerek, bir kişiye ancak yetecek yemeklerini, Resulullah’ın (sav) kendilerine gönderdiği misafirin gönül rahatlığı ile yemesini sağlayan sahabe karı-koca ile ilgili rivayette bizim için güzel bir örnek vardır (Riyazü’s-Salihin c:3 s:40).

Hz. Peygamber de (sav) elinde-evinde olanı daima onlarla paylaşırdı. • Suffa talebeleri burada aldıkları eğitimle, tebliğci muallimler, İslâm öğretmenleri olarak Arabistan’ın muhtelif yerlerinde görev almak üzere kendilerini yetiştiriyorlardı. Hz. İbn-i Mes’ud, Hz. Abdullah bin Ömer, Hz. Bilal Habeşi, Hz. Hanzala, Hz. Ebu Zerr, Hz. Suheyb, Hz. Selman, Hz. Ebu Hureyre bunların önde gelenlerindendir.

• Müslümanlar arasında sufî hayatın ilk öncüleri de onların arasından çıkmıştır. Bu örnek insanların büyük çoğunluğu, kendilerini ruhi-manevi hayata vermiş ve Allah yolunda mücadeleye adamış, gündüzleri saim, geceleri kaim olarak, dünyadan gönül çekmiş zühd ve takvâ âleminde yaşamaktaydılar.

• Hz. Resulullah’ın (sav) Suffadaki eğitimi ne kadar önemsediğini bize şu hadis açıkça göstermektedir: Hz. Abdullah bin Amr naklediyor: “Bir gün Hz. Resulullah camiye girdiğinde burada iki ayrı insan kümesi gördü. Bir kısmı nafile namaz kılıyor, diğer bir kısmı da dersle meşgul oluyordu. O (sav) şöyle dedi: Her iki küme de iyi bir işle meşguller, ancak Allah’tan bir şey talep edip dua edenlere onu verip vermemek tamamen Allah’a aittir. Hâlbuki diğer kümedekiler ilim toplayıp ediniyorlar ve böylece cehaleti savıp kovuyorlar. Bana gelince, ben Allah (cc) tarafından bir muallim olarak gönderildim. O daha sonra dersle meşgul olanların kümesine katılıp, oturdu.”

• Suffa mekân olarak kısa zamanda ihtiyacı karşılayamaz hale geldi. Hz. Peygamber (sav) buradaki izdihamı gidermek için Medine’nin farklı mahallelerinde hazırlık okulu mahiyetinde yeni okullar açtı. Bunların sayısı Hz. Peygamber (sav) zamanında dokuza ulaşmıştır ve O (sav) buralarda namaz kılmış, sohbet yapmış ve eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmüştür.

KADINLARA DA EĞİTİM

Hz. Peygamber’in (sav) toplu talim ve tedrisatı gerçekleştirdiği uygulamalar arasında bayram ve Cuma hutbeleri ile vaazları da önemli bir yer tutmaktadır. Bu toplantılarda hemen hemen Medine halkının tamamına aynı anda eğitim verdiği söylenebilir. Allah Resul’ünün (sav) talim ve tedris sisteminde kadınlara da ayrı bir önem verdiği görülmektedir. Hz. Peygamber’in (sav) haftanın bir gününü tamamen kadınların eğitimine ayırdığını, o günde sadece onlara vaaz ettiğini ve sorularını cevaplandırdığını Buhari’de geçen bir hadisten öğrenmekteyiz. Ayrıca Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Ümmü Seleme başta olmak üzere annelerimiz de (r. anhünne) kadın ve kızlara yönelik eğitim ve öğretim faaliyetlerini yürüten birer öğretmendiler.

Allah Resulu (sav) bu konuda  hür-köle ayırımı yapmamış; “Kimin bir cariyesi varsa ve onu güzel bir şekilde eğitip öğretir sonra da azat edip evlendirirse, ona Allah (cc) tarafından iki ecir vardır.” buyurmuştur. Bayram namazlarına adetli kadın ve kızların bile katılmasını, bir kenarda ayrıca durarak hutbeyi dinlemelerini ve bu toplumsal sevince ortak olmalarını istemesi, kadınlara ve onların eğitim ve öğretimine verdiği önemi açıkça göstermekte ve bizlere de en güzel bir örnek teşkil etmektedir.

YABANCI DİL EĞİTİMİ

Medine döneminde yabancı dil eğitimi de önem verilen eğitim alanlarında biri olmuştur. Hz. Peygamber (sav) Farsça, Rumca, Kıptice, Habeşçe, İbranice, Süryanice okuma- yazmayı bilen sahabelerden diplomasi ve tebliğ alanlarında yararlanmıştır. Zeyd bin Sabit’in (ra) bu konuda dikkate değer bir durumu vardır. Hz. Peygamber (sav) O’na Süryanice bilip bilmediğini sormuş, bilmediğini söylemesi üzerine “Bana mektuplar geliyor, onu öğren!” diye talimat vermiştir. Hz. Zeyd çok kısa bir zamanda İbranice ve Süryaniceyi öğrenerek Hz. Peygamber’in (sav) emrine amade olmanın en güzel örneklerinden birini ortaya koymuştur.

TOPLUMSAL ÖNDERLİK

İnsan sağlığına verilen önem nedeniyle tıp;

feraiz vb. konularda başvurulmak üzere matematik; hac, umre, oruç gibi ibadetlerle ilgili olarak vakitleri hesaplamak üzere yıldız ve gökbilimi; savaşa hazırlıklı olmak, dinç, güçlü, kuvvetli olmak gayesiyle, okçuluk, ata binme, koşu, yüzme vb. spor alanları; askerlik, savaş, antlaşmalarla ilgili olarak devlet idaresi ve diplomasi; neseplerle ilgili olarak tarih; belagat ve fesahatla ilgili olarak edebiyat gibi ilimler Medine döneminin eğitim sistemi içinde yer alan ilim dalları olmuştur. Ayrıca çocuklara, gençlere, aileye, kadınlara, yaşlılara, özürlülere, kimsesizlere, fakir fukaraya,yolda kalmışlara, yetim ve öksüzlere, kölelere (hizmetçilere, çalışanlara) yönelik çalışmalar ve uygulamalarla Hz. Peygamber (sav) günümüze ışık tutacak nitelikte sosyal hizmetler ve toplumsal barış, psikolojik danışmanlık, rehberlik vb. eğitim ve öğretim alanlarının da bir bakıma kurucusu ve öncüsü olmuştur.

MEDİNE MEKTEBİ

Putlara tapmaktan, kabileler arası bitmez tükenmez savaşlardan ve şiir söylemekten başka bir şey bilmeyen bir toplumdan, maddi manevi her alanda dünya hâkimiyetini eline alacak bir toplumu oluşturacak Medine Mektebi’nin başöğretmeni Hz. Peygamber’in (sav) bu mucizeyi nasıl ve hangi yöntemlerle gerçekleştirdiği konusunda ise özetle şunlar söylenebilir:

• Okuma, yazmaya önem vermesi

• Eğitimde şiddete yer vermemesi

• Şayet öğrettiği konular pratiğe yönelik ise söylediğini önce kendisinin uygulaması veya uygulamalı bir şekilde öğretmesi

• Bir konuyu iyice hazmetmeden diğerine geçmemesi (on ayeti iyice hazmettirmeden diğer on ayete geçmediği rivayet edilmektedir)

• Öğrencileri bıktırmaması, usandırmaması

• Öğrettiği kimselerin yaşını, kapasitesini, bilgi ve kültür seviyelerini dikkate alması

• Ortaya soru atarak dikkatleri toplaması ve daha sonra da cevaplaması

• Zekâ geliştirme yoluna gitmesi (bilinen bir hususu bilmece tarzında sorması gibi)

• Topluma arz ettiği bir hükmü daha iyi anlaşılabilmesi için gerekli gördüğü durumlarda sebep ve gerekçesiyle birlikte anlatması

• Konuyu örneklerle ve benzetmelerle, gerekirse jest ve mimiklerini de kullanarak ve hatta şekil çizerek sunması

• Sırf tartışmak, çekişmek, inat için ve gereksiz şeyleri sormak dışında soruya teşvik etmesi ve soruları ikna edici bir şekilde cevaplaması

• Sahabeyi alıştırmak için bazı soruları ve meselelerin çözümünü, hatta bazen kendi huzurunda bile onlara havale etmesi; bu suretle onlara değer verdiğini ortaya koyması, kişiliklerinin ve sorumluluk bilinçlerinin gelişmesine katkıda bulunarak geleceğe hazırlaması

• Sorduğu soruya doğru cevap alınca teşvik ve taltif için, takdirlerini açıkça belirtmesi

• Lüzumu halinde tekrardan kaçınmaması

• Bazen anlatacağı konunun özetini verip daha sonra açıklamaya geçmesi

• Gerekli durumlarda yazdırarak öğretmesi

vb.
Namaz Vakitleri
Şehir :