Makaleler > Mahmut TOPBAŞ > Eğitim > Çare Cami Derslerindedir
Kategoriler :
Yazarlar :
Çare Cami Derslerindedir
Tarih : 04.01.2012 09:09:33
Kategori : Eğitim
Yazar : Mahmut TOPBAŞ
Okunma : 987
Terör başı, terörle mücadele eden ekibin başı, hortumcu, ona kanuni kılıf bulan profesör, aynı okuldan mezunlar. Bodrum’da köpük dansı yapan gençle, Şırnak’ta kendi ırktaşını ve vatandaşını öldüren genç aynı eğitimi aldılar. Bizim eğitimimizde birçok eksiklik var. Bu eksikliği bulup telafi edecek olanlar da aynı eğitimden geçtikleri için çare bulamıyorlar.

DİNİ YAŞANTI DAHA İYİ OLSUN

14/06/2011 tarihli Millî Gazete’deki makalemde bu konuyu şöyle açıklamıştım: Bir Kürt hocasıyla sohbet ediyoruz. Ben kendisine 2007’de “Van’a konferans vermek için gittiğimde otelde yer ayrılmasına rağmen hem esnaftan olan hem de hoca olan bir zatın aşırı isteği nedeniyle hocanın evinde kaldığımı, ancak hocaya “Senin evinde kalmayı kabul ederim ama akşam yemeğinde beş tane medrese hocasını da bulunduracaksın” dediğimi, kabul ettiğini ve bulundurduğunu, Hocalar, medreselerinin kapalı olduğunu, bu kapatma işinde terör örgütleri ile terör karşıtı örgütlerin işbirliği yaptığını anlattılar” dedikten sonra geçen hafta görüştüğüm Kürt hocasına şimdiki durum nasıl, mesela Şırnak’ta, Beytüşşebab’da ve bunların köylerinde yaşayan on sekiz yaşındaki bir delikanlının din bilgisi ve dine göre yaşaması nasıldır, dediğimde; cevap olarak, “Edirne’nin veya İzmir’in veya Bodrum’un bir köyünde yaşayan on sekiz yaşındaki delikanlıdan dini yaşantısı daha iyidir” dedi. Ayrıca benim iki senem yani 730 günüm Van, Hakkari, Beytüşşebab ve köylerinde Jandarma eri olarak geçti.

Ben, o günün mağduriyetlerini bilirim. Bir Jandarma erinin gücü neye yeterse biraz fazlasıyla yardımcı olmaya çalıştım. Şimdiki durumu basından, siyasilerden ve özel dostlardan duyduklarımın bende oluşturduğu tortudan biliyorum. Yanılma ihtimalim fazla olabilir ama Kürt hocasının “Edirne’nin veya İzmir’in veya Bodrum’un bir köyünde yaşayan on sekiz yaşındaki delikanlıdan dini yaşantısı daha iyidir” sözünün kesin doğruluğuna inanırım. İstanbul’a göçenlerinden bilirim bunun daha doğru olduğunu.

ÜNİVERSİTE SINAVINDA DİN DERSİ SORULSUN

Adana’ya konferansa gittiğimde kahvehanelerde veya sokaklarda bazı serserilerin Allah’a küfretmesinin sona erdiğini söylediler. Sebebini sorduğumda “Güneydoğudan göç eden delikanlılar tarafından Allah’a küfredenlerin dövülmesidir” dediler. İstanbul’a gelen ve iş bulan bazı delikanlıların işyerinde öğle namazı ile ikindi namazını bir abdestle kıldıklarını, iş gereği çalışan kadının eline dokunduğunu, Şafii olması nedeniyle abdestinin bozulduğunu ne yapması gerektiğini soranlar oldu.

Diyanet İşleri Başkanlığı Edirne’den Hakkari’ye, Muğla’dan Artvin’e kadar her camiye en azından bir görevli göndermelidir. Milli Eğitim Bakanlığı Batı illerimizde bile hâlâ birçok sınıfta din dersini sınıf öğretmenine verdirmektedir. Sınıf öğretmeni de durumuna göre ya yanlış bilgiler vermekte veya başka derslere çalışmalarını söylemektedir.

ANAYASA EMREDİYOR

Türkiye’de din dersi Anayasanın emredici hükmü olmasına rağmen yönetim tarafından en az önem verilen dersidir. Delil/kanıt mı istiyorsunuz? Buyurun hem Anayasayla hem yasayla okutulması gereken din dersi, maalesef üniversite giriş sınavlarında sorulmamaktadır. Eğer üniversite sınavlarında din dersinden beş soru çıksın adayların tamamı din dersi kitabını ezberlerler. Bodrum’daki öğrenci ile Yüksekova’daki öğrencinin din bilgisi eşitlenmiş olur.

DİNİ ÖĞRENİNCE NELER OLUYOR?

Ne olacağını o zaman görürsünüz ama neden İmam Hatipten çalan, çırpan, molotof kokteyl yapan, araba yakan çıkmaz bir düşünün. Diyanet, MEB ve YÖK’ten isteğim budur. İlla Başbakanın emretmesini beklemeyin. Görevinizi yapın.

ÇARE CAMİ DERSLERİDİR

Televizyonlarda konuşanların birçoğu çaresizlikten, başka gidecek yer olmadığından televizyon dizilerini istemeyerek dinlediklerini söylüyorlar. Doğru da olabilir. Başta istemeyerek seyredilen şeyler zamanla isteyerek seyredilir. Hiçbir tiryaki sigarayı ilk çekişinde “Oh be ne güzelmiş” dememiştir. Ama zamanla nikotin kana karışınca en çekici nefse haline gelmiştir. Onun için insanlarımıza alternatif bilgi, beceri merkezleri açılmalıdır. Bunların en başında geleni camilerimizdir. Tefsir, hadis, siret ve fıkıh derslerine devam edilmelidir. Başta imamlarımız bu görevi yapmalıdırlar.

GÖZ GÖZE YAPILAN DERS

Sekiz senede Marmara FM’de yaptığım Şifa Tefsiri sohbetlerimde Kur’ân’ın tefsir hatmini yapmıştım. Aynı günlerde Cağaloğlun’da Cezeri Kasım Paşa camiinin altındaki konferans salonunda on, her bir sohbet doksan dakika olmak üzere yılda sekiz yüz sohbetle Kur’an-ı Kerim’in tefsiri, Buhari’nin Sahih’inin şerhi, Hanefi fıkhında Kuduri’nin açıklamasını tamamlamıştım. Göz göze yapılan derslerin yerini hiçbir şey tutmaz. Ancak TV5’teki “Şifa Tefsiri” derslerimi Londra’dan dinleyenlerin sorduğu sorular, yayın gücünün daha geniş olması nedeniyle hiç ihmale gelmediğini gösteriyor.

MEDENİYETİMİZİN BEŞİĞİ MESCİDLERDİR

Zamanın ve zeminin imkânlarının meşru olan her çeşidini kullanmaya devam edeceğiz ve fakat bizim medeniyetimizin beşiği mescidlerdir. Televizyon işini bile orada kararlaştırıp oradan aldığımız ilmi yaymalıyız. Televizyondan şeker pınarının suyunun akışını, şelalenin şırıltısını görürsünüz. En tatlı yemeklerin yapılışını seyreder, pişmiş halini görürsünüz. Ama sizin karnınız doymaz, susuzluğunuz gitmez. Cami ve mescidlerdeki sohbetler hâl ve kâl sohbetleridir. Televizyonlar ise yalnız bilgilendirme işini yapar.

Namaz Vakitleri
Şehir :