Makaleler > Mahmut SALİH > Gönül Dünyamızı Aydınlatanlar > Bir Vefa Abidesi: Şeyh Mustafa Hulusi (K.s)
Kategoriler :
Yazarlar :
Bir Vefa Abidesi: Şeyh Mustafa Hulusi (K.s)
Tarih : 07.09.2011 20:11:54
Kategori : Gönül Dünyamızı Aydınlatanlar
Yazar : Mahmut SALİH
Okunma : 2575
Mustafa Efendi, 1884 yılında Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde dünyaya gelmiş, anne ve baba tarafından evlâd-ı Rasûl’den olan mübarek bir zattır. Babası Kadiri halifelerinden Hacı Ahmed Hoca, annesi Ümmü Gülsüm Hanım’dır. Mustafa, beş evlatlı bu nezih ailenin ikinci çocuğuydu. Babası küçük oğlundaki istidadı farketmekte gecikmedi ve ona zahiri ve batıni ilimlerde ilk temel bilgileri verdi. Mustafa tarikat eğitimine meyilli bir çocuktu. Nitekim küçük yaşta babasının müntesibi oldu. Fakat babası onun tarikat terbiyesi yanında şer’i ilimleri de öğrenmesini istiyordu. Osmanlı son dönem Yahyalı âlimlerinin hemen hepsine hocalık yapmış bulunan sünnete riayetiyle tanınan nurani yüzlü, keramet ehli Müderris Hacı Mustafa Efendi’ye evladını teslim etti. Kısa sürede icazetini alan Mustafa, fahri imamlık ve vaizlik yapmaya başladı. Babasının vefatıyla Yahyalı Kadiri Halifeliğini üstlendi. Takvası, sünnete ittibadaki titizliği ile o artık “Şıh Mustafa” olarak anılıyordu.

Yıl 1914: Harb zamanı. Şıh Mustafa saadet asrından beri gece sufi, gündüz mücahid hakiki cihad ehlinin varisiydi. Hiç düşünmeden Milli Mücadele’de görev alan yiğit şeyhlerden biri de o oluverdi. Çanakkale’de cephede harbin en kızgın hâlinde bir ikindi namazını kaçırmamak için verdiği ihlaslı mücadele dillere destan olacaktı. O “Allâhu Ekber” der iken bir top güllesi istihkamdaki arkadaşlarını şehadete eriştirecek ve o sağ salim “gözünün nuru” namazını tamamlayıp vazifesine dönecekti. Dört sene sonra memleketine döndüğünde “Gazi Şıh Mustafa Efendi” namıyla anılacaktı.

ŞEYHİM CİHÂNIN GAVS’I

Yaşı sinn-i nübüvvete ermişti; Şıh Mustafa Efendi, 40 yaşındaydı. İçini, kendini Hakk’a vasıl edecek bir kâmil mürşide varmanın hasreti kaplamıştı. Kadiri yolu Kuddusi-i Veli Hazretlerinden sonra hayatiyet arzetmiyordu artık. Aradığının kim olduğunu bilmeden bazan sadece ismini duyarak vasıl olunan yollar vardır. Şıh Mustafa Efendi’nin de, El-Hacc M.Es’ad Erbili Hazretlerinin, bu heybetli Nakşi-Kadiri icazetli kutb-ı cihanın sadece zikr-i hayrını duymasıyla gönlünde karşı konulmaz bir aşkın doğması bir oluverdi. Binbir dünyalık engeli aşarak kapısına vardığında kendisini aynı iştyakla, özlemle bekleyen bir kalb mimarıyla karşılaştı. Kalbî kucaklaşmaları nümune-i imtisal denilecek kadar nadir ve güzel bir örneklik teşkil ediyordu. O vakit 40 yaşında olan Gazi Şıh Mustafa Efendi, kabul edilip edilmeme endişesiyle kapısına vardığı mürşidinin “Biz sizi kabûl edeli 50 sene oldu Mustafa Efendi” iltifatına ve müjdesine mazhar oluyordu. Daha doğmadan kendisine sahip çıkmış bir mürşid-i kâmilin kıdemli bir “memur” u ve halifesiydi o artık. Tutuşmaya hazır hâlde şeyhinin kapısına gelen bu nur kandilinin, 5 gün gibi kısa bir süre içinde

bir kibrit-i ahmer mürşid-i kamil elinde nefsi tezkiye ve kalbi tasfiye edilecek ve mürşidi, teslimiyet rabıta ve muhabbetteki ihlasını tescil üzere ona “Hulûsî” sıfatını uygun görecektir. O artık, Şeyhim cihânın Gavs’ı ıslâh eder çok nâsı Nefsim gâyetle âsi Şeyhim hem esîr kıldı diye diye Yahyalıya, memleketine döndüğünde M.Es’ad Erbili Hazretlerinin Kadiri-Nakşi icazetli halifesi Şeyh Mustafa Hulusi Efendi’dir. 1931’de mürşidinin şehadetinden sonra da Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretlerinin yakın ilgi ve manevi takviyesine mazhar olacaktır. Şeyh Mustafa Hulusi Efendi, yaratılış itibariyle müstesna ahlak sahibi bir insan olarak biliniyor. İnsanlara yumuşak muamelede benzersiz istikameti, hiçbir Allâh kuluyla -velev ki namı kötü olsun- alakasını kesmemesi, herkesi güzel isimlerle, sıfatlarla yad etmesi bilhassa peygamberî cömertliği, misafirperverliği ile ihvanının üzerine titrediği bir kamil insandı. İhvanıyla bir baba gibi ilgilenir, hatırını sormadığı bir fert bırakmazdı. Bu konuda zarif bir hikaye anlatılır.

Bir gün ihvandan İpek Ahmet, mürşidinin ziyaretine gelir. Her zamanki gibi büyük bir ilgiyle karşılanır. Mustafa Efendi sorar:

- Oğlum Ahmet, nasılsın?
- Ellerinden ayaklarından öperim Efendim.
- Anan baban nasıllar?
- Ellerinden ayaklarından öperler Efendim.
- Çoluk çocuk nasıllar?
- Ellerinden ayaklarından öperler Efendim.
- Öküzlerinin durumu nasıl?
- Ellerinden ayaklarından öperler Efendim…

ÂRİFTİR SIRRI SAKLAYAN

14 külfetiyle huzur içinde yaşadığı iki göz odalı hanesinin bir odasını misafirine tahsis eden ve her haliyle şükür ve rızanın doruklarında yaşayan bu muhabbetli ve aziz aile, bugünün lüks dairelerinde geçim yolunu bulamayan, muhabbet mayasını bir türlü tutturamayan, dinen ve ahlaken çözülmüş aile yuvalarına ne güzel bir örnektir. Muhterem zevceleri Allâh, Peygamber aşığı Âişe Hanım’a “Kıymetli” diye hitap eden ve ondan “Kurban olduğum” şeklinde mukabele gören bu örnek aile reisi kamil insan, hayatının en bereketli semeresini aziz evladı zarif veli, kutb-ı cihan Hacı Hasan Efendi ile vermiş oluyordu. “Doğuştan veli” bu hayrul-halef evlad M.Sami Efendi Hazretleri tarafından kendisine icazet verildiğinde muhterem pederlerinin irtihalini kalben hissedecek ve gözyaşlarına boğulacaktır. Hakikaten bu tarihten 13 gün sonra 15 Ağustos 1936 Pazartesi günü Şeyh Mustafa Efendi, “Ey mutmain olmuş nefis! Sen O’ndan razı, O senden hoşnud olarak dön Rabbine. Gir (seçkin) kullarımın arasına; gir cennetime” mealindeki Fecr Suresi’nin son ayetlerini okuyarak dâr-ı bekâya yürüyecektir. Kader ona, mübarek bir babaya ve en kamil bir mürşide evlad, vefatıyla Yüce peygamberinin hizmetine alınan müstesna bir zevceye eş ve zarif bir veliye,  kutb-ı cihan bir evlada baba olmayı nasib etmiş, yüzlerce güzel insanın yetişmesine onu vesile kılmıştı..

Seher gülünü koklayan boş kalmaz kapı bekleyen Âriftir sırrı saklayan kabûl et sen Cemîl Allâh diyen halis insan, muhlas Şeyh Mustafa Efendi’nin sırlar dolu ledünni dünyasından dem vuramadan acz ve hayranlık ile duasına amin diyor ve vefatının 75. sene-i devriyesinde onu ve bütün mukaddes emanetlerini hasret ve muhabbetle yad etmekle gönlümüzün arınmasını, ve o güzel Hak dostlarına olan tarifsiz muhabbetimizin Allâhımıza yakınlığımıza vesile kılınmasını diliyoruz. Rabbim şefaatlerine ve himmetlerine nail, şerefli hizmetlerinde kâim etsin inşaallah.
Namaz Vakitleri
Şehir :