Kategoriler :
Yazarlar :
Kalp Neden Mühürlenir?
Tarih : 07.09.2011 20:31:49
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s)
Okunma : 1272
Bakara Suresi 7. ayet-i kerimede kalpleri ve kulakları mühürlü, gözleri ise perdeli kulların durumu anlatılmaktadır. Allah Teala, çirkin fiilere dalıp güzeli çirkin çirkini güzel görerek Rasulüne iman etmemeleri şartına bağlı olmak üzere bazı kullarının kalbini mühürlemiştir. Gönlün kalp diye isimlendirilmesi, çeşitli hadiselere göre değişmesi ve diğer organlardaki tasarrufundan dolayıdır. Şeyh’in tefsirinde: “Kalp çam kozalağı şeklinde bir et parçasıdır ki ‘vetin’ denilen bir damara bağlıdır. Bu damar da kalbin içindedir. Kesildiğinde insan ölür” denilmektedir. Seyyid Şerif el-Cürcânî’nin “Târifât”ında “Kalp (gönül), Rabbânî, latif bir cisimdir ki göğsün sol tarafındadır. İşte bu Rabbânî latif cisim insanın hakikatidir. Âyet-i celîlede kulak gözden önce zikrolunmuştur. Bazıları demişlerdir ki: “Kulak gözden efdaldir. Çünkü Allah bu iki hissi beraber zikrettiği yerlerin hemen hepsinde işitmeyi görmekten evvel zikretmiştir. Ayrıca işitmek nübüvvetin şartındandır. Allah Teala bazı enbiyasına ömürlerinin bir kısmında âmâlık vermiştir. Fakat asla sağır bir nebi göndermemiştir Kulak, aklın, maarif ile kemale ermesi için zaruridir.”

Akıl sahibine gerektir ki kendini acıklı bir azaba götürecek şeylerden kaçınsın. İnsanı azaba götüren şeylerin başında günahlarda ısrar, insanların küçük hata ve ayıplarıyla uğraşmak gelir. Kul, Allah’ın ayetlerine kulak tutup, her bir emr-i ilâhinin kalbinde yer etmesine çalışmalı, kalbinin ve kulağının mühürlenip gözüne perde çekilmesinden Allah’a sığınmalıdır. Nebi –sallahu aleyhi ve selem- buyurmuşlardır ki: “Kalpler de demirlerin paslandığı gibi paslanır.” Denildi ki: “Yâ Rasulallah” Onun cilâsı nedir? “Kalplerin cilâsı; Kur’an tilâveti, çokça zikrullaha devam ve ölümü de hatırlamaktır.”

Bütün hataların anası hırs hased ve kibirdir

Bütün hataların anası, hırs, hased ve kibirdir. Bu üçünden altı sıfat daha hasıl olup dokuz kadar olmuşlardır: Tokluk, çok uyku, rahat, mal ve makam sevgisi, riyâset sevgisi. Mal ve riyâset sevgisi sahibini küfür ve helâke çekip götüren illetlerin başında gelir. Hikaye olunur ki genç bir melik vezirlerine dedi ki: Ben bu işin lezzetini bulamıyorum. Bilmiyorum bu iş hakkında insanlar da benim gibi mi düşünüyorlar? Ona dediler ki: Evet insanlar da senin gibi düşünüyorlar. Melik, bu işin çaresini sorunca vezirleri dediler ki: Sen Allah’a itaat eder, isyan etmezsen ve istikamet üzere olursan her şeyin lezzetini alırsın ve huzura erersin. Bunun üzerine memleketindeki ulemâ ve sulehâyı topladı ve kendisine Allah’a itaat ve isyandan kaçınmak üzerine yardımcı olmalarını söyledi. Onlar meliklerini itaat üzere gördükleri vakit teşvik edecekler, masiyet üzerine gördükleri vakit ikaz edecekler, men edeceklerdi.

Bu işe devam ettiler ve Allah Teâlâ’nın lutfuyla 400 sene kadar melik ve idaresi istikamet üzere devam etti. Sonra İblis geldi adam sûretinde görünerek ona “Sen kimsin?” dedi. O da “Ademoğullarından biriyim” dedi. İblis ona: “Eğer sen âdemoğullarından olsa idin onlar gibi sen de ölürdün. Bugüne kadar ölmediğine göre sen onların ilahısın” deyince melik kendisinden şüphelenmeye başlayıp içine bir vesvese girdi. Düşünüp taşındıktan sonra minbere çıktı: “Ey nas! Ben sizden bugüne kadar bir şeyi gizlemiştim. Şimdi onu izhar etme vakti gelmiştir. Ben şu kadar senedir sizin melikiniz idim. Eğer ademoğullarından birisi olsa idim herkes gibi ben de ölürdüm. Ölmediğime göre sizin ilahınızım. Bugünden sonra bana tapacaksınız! dedi. Allah Teâlâ o zamanın nebisine vahyetti ki: “O melik istikamette olduğu müddetçe Ben de ona rahmetimi ve nusretimi devam ettirdim. İzzet ve celâlime kasem olsun ki ona birini musallat edeceğim!” dedi ve Buhtunnasr’ı musallat etti. Buhtunnasr da onun boynunu vurdu ve yetmiş gemi yükü kadar olan hazinesini ele geçirdi.
Diğer Yazıları
Namaz Vakitleri
Şehir :