Kategoriler :
Yazarlar :
FELAHA ERENLERİN VASIFLARI
Tarih : 21.07.2011 17:36:08
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s)
Okunma : 1369
Takvâ, insana ahırette zarar verecek şeylerden sakınmak demektir. Üç mertebesi vardır: Ebedi azaptan sakınmaktır ki küfürden uzak bulunmakla olur. İşlemek veya terk etmek suretiyle günaha sebep olan şeylerden kaçınmak, hatta bazılarına göre küçük günahlardan da sakınmak da takvadır. Takvanın en yüksek derecesi ise, sırrını Allâh ile meşguliyetten alıkoyacak şeylerden sakınmak ve kalben O’ndan başka her şeyden kesilmektir. Kur’an-ı Kerim’in hidayeti, bütün bu mertebe sahiplerini içine alır. Avâmı islâma hidayet, havassı yakinî iman ve ihsana, havassu’l-havassı da perdelerin açılması ve gözle görmeye hidayet eder.

Muttakîler, Allâh ile olan ahidlerini tuttuktan sonra ibadet ve taatlara yapışanlar, zahiren ve batınen sözlerine sadakat gösterenlerdir. “Siz bana verdiğiniz sözü yerine getirin, ben de size verdiğim sözü yerine getireyim” (2/40) ikâzı bunu beyan eder. Kulun sözünü tutması kulluğunu yerine getirmesi; Allâh’ın sözünü yerine getirmesi kuluna hidayet eriştirmesidir.

Risale-i Kuşeyrî’de anlatılıyor ki, İbni Sîrîn, muttakî bir kişi idi. Bu zatın 40 kap yağı vardı. Kölesi kapların birinden bir fare çıkardı. İbni Sîrîn hangi kaptan çıkardığını sorunca köle bilmediğini söyledi. Bunun üzerine bu büyük zat bütün yağları döktü. Ebû Yezîd el-Bistâmî, Hemedan’dan bir miktar serçe tohumu satın aldı ve Bistam’a döndüğünde bu tohumun içinde iki karınca gördü. Hemedan’a tekrar geri dönerek bu iki karıncayı yerine koydu. Hikâye olunur ki Ebû Hanîfe, kendisine borç verdiği bir kimsenin ağacının gölgesinde oturmaz, evinin gölgesinden geçmezdi. Ve derdi ki: “Herhangi bir borç ki verildiği miktarından fazla bir menfaat getiriyor, o faizdir.”

Denildi ki: Ebû Yezîd el-Bistâmî, çölde bir arkadaşıyla birlikte elbisesini yıkadı, arkadaşı elbiseyi üzüm bağının duvarına asarız, dedi. El-Bistamî: İnsanların duvarlarına kazık çakamayız, dedi. Arkadaşı: Ağaca asarız, dedi. El-Bistamî: Dalları kırar, diyerek karşı çıktı. Arkadaşı: Yere yayarız, diye karşılık verince, El-Bistamî, canlıların yiyeceğini örtemeyiz, diye buna da itiraz etti. Bunun üzerine sırtını çevirdi, elbisenin bir tarafı kuruyunca, diğer tarafı kuruması için çevrildi. Muttakîlerin gayba iman ve namazı dosdoğru kılmalarından sonraki seçkin vasıfları “Ve kendilerine rızık olarak verilen şeylerden infâk etmeleridir. Rızık, lugatta vermek demektir. Örfte, canlıların faydalandıkları şey, şeraitte ise helâl ve haram olarak yenilen, giyilen, istifade edilen şeylerin bütünüdür.

Zenginler mallarından, güçlüler nefislerinden, arifler kalplerindeki hikmetlerden, aşıklar ise canlarını infâk ederler. İman kalb ile, namaz ruh ve cesed ile, infak da can ve mal ile yapılır. Bütün ibadetler bunlarla alakalıdır. İmanda necât, namazda münâcât, infâkda derecât vardır. Yine imanda beşaret, namazda kefâret, infakta taharet vardır. Yine imanda izzet, namazda kurbiyyet, infakta ziyade vardır.

Bakara Sûresi Tefsirinden alınmıştır.

Diğer Yazıları
Namaz Vakitleri
Şehir :