Kategoriler :
Yazarlar :
Haşr ve Kıyamet
Tarih : 10.01.2013 11:15:19
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s)
Okunma : 1063
 Cenab-ı Hak Yûnus Sûresi’nin 45-53 Ayet-i kerimelerinde, “O gün hepsini bir araya toplayacak, sanki onlar gündüzün bir saatinden başka bir müddet eğlenmemişlerdir. Birbirlerini tanıyacaklardır. Bir gün muhakkak Allah’ın huzuruna çıkarılacaklarını yalan sayıp da doğru yolu tutmamış bulanlar muhakkak en büyük zarara uğramışlardır.”

Onlara vaat ettiğimiz akıbetin bir kısmını eğer sana göstersek, yahud seni dünyadan alsak, vefat ettirsek de onların dönüşü ancak bizedir. Yine Allah onların ne yapacaklarına şahittir. Her ümmetin bir peygamberi vardır. Resûlleri geldiği zaman aralarında adaletle hükmedilir ve onar aslâ haksızlığa uğratılmazlar. “Eğer iddianızda sadıklar iseniz bu vad ü tehdidin tahakkuku ne zaman? söyleyin!”derler.

De ki, “Ben kendi kendime Allah’ın dilediğinden başka ne bir zarar, ne de bir fayda yapmaya muktedir değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman artık bir saat geri de kalamazlar, öne de geçemezler.” De ki, “Ya O’nun, yani Allah’ın azabı geceleyin yahud gündüzün size gelip çatarsa ne yapacaksınız söyleyin!

Mücrimlerin acelelerinin sabırsızlıklarının sebebi nedir?” Bu azâb vaki olduktan sonra mı Allah’a iman edeceksiniz? O vakitsize: “Şimdi mi iman ediyorsunuz? Denecek. Hâlbuki siz onun mutlaka gelmesini isteyip duruyordunuz. Sonra zulmedenlere “Edebi azabı tadın!” denilecek. Vaktiyle ne kazanıyor idiyseniz ondan başkasıyla mı cezalandırılacaksınız ki?

O azâb bir gerçek mi diye senden haber isterler. De ki: “Evet Rabbime andederim ki o muhakkak bir hakikattir. Siz Allah’ı bundan aciz bırakacak değilsiniz!” buyurmuştur. Fahr-i Râzî ve Hâzîn’in beyânları vechile, âsîlerden intikamını almak için Cenâb-ı Hak onları elbette haşredeceğini ve haşrettiğinde o günün dehşetinden onlar dünyada ne kadar çok yaşasalar bile, gündüzden azıcık bir saat yaşamışlar gibi olup hatta birbirlerinden ayrılmamışlar, ancak azıcık bir müddet evvel ayrılmış gibi birbirlerini tanıyacaklarını, amellerini hevâ ve hevese sarfettiğinden dünyada verilen mühletten intifa edemedikleri cihetle müddet-i hayatlarını azıcık bir zaman farz ederek unutacaklarını Cenâb-ı Hak bu âyetiyle beyan buyurmuş ve mahşerde görecekleri meşakkatle beraber çok duracaklarına nazaran hakikatte dünyanın ömrü az olduğunu beyan etmiştir.

Hatta müddet-i iftirakları azıcık bir zaman gibi olup birbirlerini tanımalarına bile mani olmaz. Sonra azâbı görünce birbirlerini unuturlar, birbirlerine iltifatı keserler ve yekdiğerinin halini sormaya mecalleri kalmaz. Çünkü herkes kendi başının derdine düşmüştür.
Diğer Yazıları
Namaz Vakitleri
Şehir :