Kategoriler :
Yazarlar :
Dünya Hayatı
Tarih : 16.11.2012 11:39:54
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s)
Okunma : 998
 Cenab-ı Hak Yunus Suresi’nin 24. ve 25. Ayet-i kerimesinde, “Dünya hayâtının hâli gökden indirdiğimiz bir su gibidir ki, onunla yeryüzünün –insanların ve hayvanların yediği- nebatı birbirine karışmıştır. Yeryüzü tam zinet ve ihtişamını takınıp süslendiği, sahipleri de onların mahsullerini toplamaya kadir olduklarını zannettikleri bir sırada geceleyin veya gündüzün ona (don, kasırga ve sel gibi) emrimiz gelivermiştir ki, sanki dün de yerinde yokmuş gibi onu tâ kökünden koparılıp biçilmiş bir hale getirmişizdir. İşte biz iyi tefekkür eden bir kavim için âyetleri böyle açıklarız.

Allah selâm evine, cennete çağırır ve O kimi dilerse onu sırât-ı müstakime hidâyet eder.”
buyurmaktadır.  

Fahr-i Râzi’nin beyânı vechile dünya hayatı nebâtata teşbih olunmuştur. Çünkü yeryüzüne yağmurlar yağınca; topraktan yeni çıkmış, henüz neşv ü nemâ bulmamış, nemâya istidadı olan otlara yağmur suları karışınca yeryüzü ziynetini takınır, adeta bir nev-arûsun envâ-ı ziynetlerle tezeyyün ettiği gibi nebatatın her birinde zuhûr eden beyaz, sarı, kırmızı ve siyâh çiçeklerle bütün dünya ziynetlenir, bağlar ve bahçelerde enva-ı meyveler zuhûr eder. Şu halleri bağların ve tarlaların sâhipleri görünce birçok menfaatlere nâil olacaklarını ümid ederler.

Sonra Allah Teâlâ şiddetli rüzgâr, dolu, yahud sel suyu gibi âfetlerle gece veya gündüz her şeyi mahveder. Sanki dün hiçbir şey bitmemiş gibi olur. Emekler zâyi olup bütün hâsılat harap olunca sâhibi son derece mahzûn olur. İşte şu mahzûn olan kimse gibi dünyaya mağrûr olan ve muhabbet edenlerin akıbetleri hüzn ü kederden başka bir şey olamaz. Zirâ bu misilli kimselerle ölüm gelip bütün mülkünü terkedip, emekleri zâyi olup, dünya hırslarından dolayı amel-i salihden mahrûm olduklarını görünce esefden başka bir şeye nâil olamazlar. Fakat o vakitte nedamet ve esef de fayda vermez. Çünkü geçmiş geri dönmez.

Bilesin ki, ehl-i imânın dünyada aldanarak itimad ettikleri şeylerin ekserisi kıyâmet gününde hakikat-i hâl zuhûr edince bir şeye yaramaz olur. Ehl-i şirkin ve ehl-i isyanın mağrûr olup itimad ettikleri şeyleri buna kıyas etmek lâzımdır.

Cüneyd-i Bağdâdî (ks) vefâtından bir müddet sonra rüyâda görüldür. Gören sordu:

-  Allah sana nasıl muâmele etti? Cüneyd cevâben:

-  “Dünyâda meşgul olduğumuz işâretler şaşırdı, ibâdetler fenâ buldu, merasimler mahvoldu, tahsil ettiğimiz iller kayboldu. Bize de ancak seherlerde kıldığımız rekatcıklar fayda verdi.” (1)

İşte Cenâb-ı Hak, şu dünyanın ve dünya hayatının hakiki vechesini bu şekilde beyân ederek buna aldanılmamasını ve gaflet edilmemesini buyuruyor ve daru’s selâma dâvet ediyor. Bu dâvete icâbet edecek olanlara en doğru yolu göstereceğini de beyân buyuruyor.

1-  Ruhu’ı-Beyân, 2/28
Diğer Yazıları
Namaz Vakitleri
Şehir :