Makaleler > Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s) > Tasavvuf > Tevekkül, Her İşte Allah Teâlâ' ya Tam İnanmak ve Güvenmektir
Kategoriler :
Yazarlar :
Tevekkül, Her İşte Allah Teâlâ' ya Tam İnanmak ve Güvenmektir
Tarih : 05.09.2012 10:17:59
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s)
Okunma : 1018
 Cenab-ı Hak Hud Sûresi’nin 123. ayet-i kerimesinde, “Göklerde ve yerde gizli olan şeylerin ilmî Allah Teâlâ mahsustur. Ve cümle işler ancak Allah Teâlâ’ya irca olunur. Binaenaleyh Allah Teâlâ’ya ibadete devam et. Zira ibadete layık ancak O’dur. Ve Allah Teâlâ’ya tevekkül et, çünkü Rabbin sizin amellerinizden habersiz değildir.” buyurmaktadır.

Gaybi ancak Allah Teâlâ bilir. Vakt-i merhûnuna kadar gaybden olan enbiyâ ve mürselînin ve ümmetlerinin haberlerini en doğru olarak haber veren ancak O’dur. Bütün işler O’na irca olunur. Yani O’nun irâde ve tasarrufu altında cereyân etmektedir. Bu sebeple O’na tam inan ve emirlerine tam sarıl.

Tevekkül, her işde Allah Teâlâ’ya tam inanmak ve güvenmektir. Tevekkülün mahalli kalbidir. Yani tevekkül bir kalp işidir. Zahirde tedbirini almak kalbin tevekkülüne münâfî değildir. Takdir Allah’ındır. Bir şey zorlaşırsa yine O’nun takdiri iledir. Bütün kullara gereken, ancak Allah’ı ma’bûd tanımakdır, O’na tam manasıyla iman ve itimad etmektir. Makam, mansıb, akıl, mal ve evlada itimad ve tevekkül her zaman iyi netice vermez. Çünkü bunlarda ayrıca onları halkeden ve rızıklarını tekeffül eden Allah’a muhtaçdırlar.

Hadiste vârid olmuştur ki: Yeryüzünde ekili hiçbir ekin, ağaçlarda bitmiş hiçbir meyve yoktur ki üzerine: “Bismillahirrahmanirrahim. Bu filan oğlu filanın rızkıdır” diye yazılı olmasın.

Allah rızıkları cesedlerden bin sene evvel yaratıp sema ve arz arasında yaymış, rüzgârlar onlara vurup meşrık ve mağrıb arasını doldurmuşlardır. Mahlûkattan nicelerinin rızıkları bin bir yere, kimisinin yüz yere, kimisinin ki kapısının önüne düşmüştür. Sabah akşam gidip onları toplayacakdır. İbadetlerin efdali, tevekkül makamında tevekkülü tam yapmak, rıza makamında rızayı tam yapmak, fenâ makamında fenâyı tam yapmaktır. Bütün ibâdetlerde bu minval üzere devam edilmelidir. Lâkin hakîkatte ibâdet, âdetleri terk, nefse muhalefet, mücâhedelere devâm, Allah’dan gayrilerden, masivâdan kesilmektir. Kul böylece ibâdet makamından, ubûdiyyet makamına vâsıl olmalıdır. Bu da ancak tevhidin kemâliyle hâsıl olur. Tevhidin kemâli de ibâdetlere ve her an ve her yerde zikrullaha mülâzemetle hâsıl olur.

101- Ruhu’l Beyan: 2-135

Hud Sûresi Tefsirinden alınmıştır.
Diğer Yazıları
Namaz Vakitleri
Şehir :