Makaleler > Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s) > Tasavvuf > Peygamber Kıssaları İmanı Pekiştirir
Kategoriler :
Yazarlar :
Peygamber Kıssaları İmanı Pekiştirir
Tarih : 09.08.2012 11:47:55
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s)
Okunma : 1410
 Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Hakim’in muhtelif surelerinde nebilerin kıssalarını anlattıktan sonra Resulullah’a (sav) hitaben şöyle buyurur:

“Peygamberlerin haberlerinden (senin kalbine karar ve sükûn vereceğimiz) her çeşidini sana kıssa olarak anlatıyoruz. Bu hususta sana hak, mü’minlere bir öğüt ve ikazlar gelmiştir. İman etmeyenlere, etmeyeceklere de ki; Elinizden geleni gücünüz yettiği kadar yapın. Şüphesiz biz de çalışıyoruz. Siz neticeyi gözetleyin, biz de gözetliyoruz.” (11 Hud, 120-122)

Kalbin ancak Allah’ın dini üzerinde bulunup O’na (cc) itaat ve teslimiyet konusunda sabit kılınması gerekir. Başka bir şeye bağlanması kalbin harabıdır. Çünkü Cenâb-ı Hak onu kendi zatına tahsis etmiştir. Bu tespit bazen vasıta ile olur, bazen vasıtasız olur.

Vasıta ile olduğuna işaret için ‘mâ nüsebbitü bih’ buyurulmuştur. Bu da enbiya kıssaları ve benzerleridir. Ayrıca ‘yüsebbitullahü ellezine amenu bil kavlis sabiti’ “Allahü Teâlâ iman edenleri kavl-i sabit yani Kelam-ı Kadim’iyle sebatta kılar.” (14 İbrahim, 27)
buyrulmuştur.

Vasıtasız olduğuna işaret için; “Eğer sana çok kuvvetli bir sebat vermiş olmasaydık, andolsun ki onlara azıcık da olsa meyledecektin.” (17 İsra, 74) Bu vasıtasız tespitin sebebi, Cenâb-ı Hakk’ın Resulü’nün kalbine vasıtasız olarak sekine indirmesidir.

‘Fe enzelellahu sekineti aleyhi’ “Allah Resulü’nün üzerine sekinetini indirdi.” (9 Tevbe, 40) Diğer ayet-i celilede; “O (Allah) mevcut imanlarına iman katmak, imanlarını arttırmak için mü’minlerin kalplerine sekineti indirmiştir.” (48 Fetih, 4) Bilinmelidir ki iman ancak sekine ile artar. Aynı şekilde enbiya ve mürselin hazeratının ve ümmetlerinin kıssalarını dinlemekle insanların yakîni artar.

Bu sebeple denilmiştir ki salihlerin hikâyeleri Allah’ın askerlerindendir. Fakat bu, Allah’ın kalbini sebatta kıldığı kimseler içindir. Ebu Cehil gibi şüphesi üzerine şüphesi, küfrü üzerine küfrü artan kimseler için değil.Çünkü Allahü Teâlâ her bir şeye lûtfunu ve kahrını gizlemiştir.

Kime lûtfunun kapısını açarsa ona kahrının kapısını kapatır. Kime de kahrının kapısını açarsa ona lûtfunun kapısını kapatır. Kendisine lûtfunun kapısını açtığı kimseye Hak bu kapılardan gelir. “Ve câeke fi hâzihil hakku” ‘Bu hususta Hak sana gelmiştir.’ buyrulmuştur. Yani sen bunu kendiliğinden getirmeye muktedir değilsin. Allah sana getirmiştir.

Lûtuf ve hayır kapıları kapalıdır. Anahtarları el Fettâh (cc) Hazretlerinin yed-i kudretindedir. O’ndan (cc) gayrısı hiçbir kapıyı açmaya muktedir olamaz. Dilerse her hususta lûtuf kapısını açar. Kuluna zamandan mekândan ve keyfiyetten münezzeh olarak in’am-ı subhanisini yağdırır. Bunlar iman edenler için yüksek öğütlerdir.

Hud Suresi Tefsiri’nden alınmıştır.
Diğer Yazıları
Namaz Vakitleri
Şehir :