Makaleler > Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s) > Tasavvuf > Cihan Küfr İle Durur Zulm İle Durmaz
Kategoriler :
Yazarlar :
Cihan Küfr İle Durur Zulm İle Durmaz
Tarih : 03.07.2012 16:11:10
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s)
Okunma : 1189
Bir hadis-i şerifte “Allahü Teâlâ birkaç kişinin yahut bir zümrenin ameli dolayısıyla umuma azap etmez.Münker aralarında açıkça görünür de bunlar onu ortadan kaldırmaya muktedir oldukları halde yapmazlarsa Allahü Teâlâ onu yapanlara da, mani olmayanlara da azap eder.” buyrulmuştur.

Aralarında sıdk ve yakîn erbabından emr-i bil maruf nehy-i anil münker yapan bir kimse yahut bir cemaat bulunmayan bir topluluk fesat üzerine birleşmiş ve helâk olacaklar demektir. Fukahâ demişlerdir ki, Allah’ın hukuku gayet kolaylıkla hallolunmaya kulların hukuku ise gayet zorlukla yerine getirilmeye dayalıdır.

Her ikisi birden söz konusu oldukta kulların hukukunu daha evvel düşününüz.Bir bela geldiğinde, sebebinin aslı araştırılırken bir topluluğun evvela birbirine muamelelerindeki hıyanetlerine ve diğerlerine eza ve zulümlerine bakılır. Bazı büyükler demişlerdir ki, şirkin cezası umumiyetle ahirete bırakılmakla, zımnen mülk şirk ile devam eder fakat zulm ile devam etmez, denmiş olur.

Düşünmek gerekir ki Nuşirevan adl ile, Hâtem ise cud ü seha ile şöhret buldular. Hatta ‘adl’ Nuşirevan’ın sıfatı olmuştur. Bu da, halkına zulmü cevri olmadığı, adli zahir olduğu için olmuştur. Yoksa sadece medh ü senası için değil. Nuşirevan öldüğü vakit bütün memleketi dahilinde tabutu dolaştırılmış ve;

-Üzerimizde hakkı olan varsa gelsin, diye nida ettirilmiş fakat kimse çıkıp da “Benim onda bir dirhem hakkım var.” dememiştir.

Cenâb-ı Hak dileseydi bütün insanları tek bir ümmet yapmaya elbette gücü yeterdi. Fakat rahmetine mazhar ettiği kimseler dışında kulları arasında ihtilafa düşmeyi yazmıştır ta ki, “Andolsun ki ben cehennemi bütün insanlardan ve cinlerden müstahak olanlarla dolduracağım.” emr-i İlahisi yerine gelsin.

Din ve inançlar hususunda insanlar dört kısımdır:

- Saadet libası içinde bulunup nefsi ve ruhu said olanlar. Bunlar enbiya hazerâtı ve ehl-i taattir.

- Şekavet libası içinde olup şakî bulunanlar. Bunlar da küfürlerinde ısrarlı olanlardır.

- Saadet libası içinde bulunup nefsi şakî olanlardır.Bunlar Bel’am bin Bâura, Bersıysa ve İblis gibi olanlardır.

- Şekavet libası içinde bulunup nefsi said olanlardır. Bunlar da Bilal Suheyb ve Selman gibilerdir ki ilk hallerinde iken küfür diyarlarında kötülerin elinde kalmışlar, sonra nefislerindeki saadet cevheriyle Allah üzerlerindeki libas-ı şekaveti takva ve hidayet libasına tebdil eylemiştir.

Burada anlaşılması gereken husus, asıllarının aslının, inayet-i ezeliye, hidayet-i ilahiye ve saadet-i asliyenin mahiyetidir. İhya’da der ki, insanı vuslattan alıkoyan sülûkün olmayışı, sülûkten alıkoyan iradenin olmayışı, iradeden alıkoyan imanın olmayışı, imandan alıkoyan da hidayetin olmayışıdır.

Hud Suresi Tefsiri’nden alınmıştır.
Diğer Yazıları
Namaz Vakitleri
Şehir :