Makaleler > Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s) > Tasavvuf > Sırat-ı Müstakim İtidalden İbarettir
Kategoriler :
Yazarlar :
Sırat-ı Müstakim İtidalden İbarettir
Tarih : 09.05.2012 12:04:04
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (K.s)
Okunma : 1207
Ebu Ali Senûsi rahmetullahi aleyh demiştir ki: Rüyamda Resulullah’ı (sav) gördüm.Dedim ki:

- Ya Resulullah, senden ‘Hud sûresi beni ihtiyarlattı.’ mealindeki Hadis-i Şerif rivayet olunmuştur.

- Evet.

- Orada sizi ihtiyarlatan enbiya kıssaları ve ümmetlerin helak haberleri midir?

- Hayır. Oradaki ‘Festakim kemâ ümirte’ “Emrolunduğun gibi istikamet üzere ol.’ ayetidir, buyurdu.

Burada istikametin hakikati bütün ahidlere sadakat ve sırat-ı müstakimden ayrılmamaktır. Sırat-ı müstakim, itidalden ibarettir. Yeme, içme, giyim kuşamdan bütün dinî ve dünyevî işlerde itidal üzere olmak lazımdır. Buradaki sırat-ı müstakim ahiretteki sırat-ı müstakim gibidir. Bu yolda itidal üzere yürümek cidden zor iştir. Muhammed bin el Fudal’e sual edildi ki: Ariflerin ihtiyacı neyedir?

Cevaben:

Bir şeyedir ki onunla bütün güzellikler tamam olur.O da istikamettir. Kimin marifeti daha tamam ise onun istikameti de daha tamamdır. Bunun için ahlâk-ı İslamîyye ile ahlâklanmak lazımdır. Ahlâkını düzeltmeyen hakikate eremez, dedi. İbni Atâ demiştir ki: İstikamette ol! Yani kendi kuvvet vehminden soyunarak Allah’a acz ü fakrını arzet.

Ebu Ali el Cürcani demiştir ki:
İstikamet talibi ol, keramet talibi olma. Nefsin seni keramet talebine tahrik eder. Senden istenecek olan ise istikamettir ki aslında en büyük keramet odur. İstikamet de Hâlık’ın kulluğunda ve O’nun (cc) dininin hizmetinde bulunmakla olur. Harikalar izhar etmekle değil.

İSTİKAMET MERTEBESİ

Hazret-i Hüdayi kuddise sirruh demiştir ki: İstikamet, şeriatın, tarikatin, marifetin ve hakikatin mertebelerinden her birinin hakkını tamamıyla ifa etmeksizin tahakkuk etmez. Şeriatın hakkına riayet, ahkâmı doğru anlayıp her birini yerli yerince yaşamaktır. Tabiat mertebesinde istikamet şeriata riayetle olur. Nefs mertebesinde istikamet tarikate riayetle olur. Ruh mertebesinde istikamet, marifete riayetle olur. Sırr mertebesinde istikamet marifet ve hakikate riayetle olur.

Bunlara yerli yerince ve birbirine karıştırmadan riayet etmek son derece zordur. Bu sebeple Resulullah (sav):
“Şeyyebetnî sûretü Hûdın’ “Beni Hud sûresi ihtiyarlattı.” buyurmuşlardır.

Şeyh Ebu Said’e:
“Filan zat su üstünde yürüyor” dediler.
Balık ve timsah da, dedi.
Filan zat havada uçuyor, dediler.
Kuşlar da, dedi.
Filan zat bir anda maşrıktan mağribe vasıl oluyor, dediler.
İblis de varıyor, dedi.
Sana göre kemal nedir? denildikte Zahirde halk, bâtında Hakk ile olmaktır, dedi.

Hud Suresi Tefsiri’nden alınmıştır.
Diğer Yazıları
Namaz Vakitleri
Şehir :