Makaleler > Hamdi BOYDAK > Tasavvuf > BÜYÜKLERDEN NASIL İSTİFADE EDİLİR?
Kategoriler :
Yazarlar :
BÜYÜKLERDEN NASIL İSTİFADE EDİLİR?
Tarih : 08.07.2011 08:55:33
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Hamdi BOYDAK
Okunma : 1204

Bizi kıymetlendiren herkesle aynı olmak değil, herkesten farklı olmaktır. Kim denilince Hz. Ali gibi sağına soluna bakmadan ben diyebilmek ancak bizi mert ve yiğit yapar. Tab’an ve şeran üstadın sevdiği ve hoşlandığı kişilere ve şeylere mürid çok dikkat edecektir. Sevmediği ve hoşlanmadığı kişi ve konularda, konum ve tutumlarda herhangi bir gönül kırıklığına meydan vermeyecektir.

Bir gözün hatırı için bin göz sevilir, derler. Üstadın şahsı ve ailevi yakınlarına da muhabbet ve ilgi gerekmektedir. Ayrıca üstad ile alakası olan hayvan, eşya ve hatıralara da usulünce yaklaşmalı, lakayt kalınmamalıdır. Çocuk ağlayınca annenin sütünün göğsünden boşalacak uygun yer ve ortam aramada harekete geçtiği gibi üstad görünce veya üstadın gönlüne düşünce bunu hak edecek kıvama her an hazır olunmalıdır. Boşaltacağ birini bulamayınca – mecburen – ayağını yere dayayıp feyzi toprağa aktarma konumuna onu getirmemelidir. Yani aradığında önünde ve yanı başında olunacak şekilde onunla irtibatta hiç boşluk bırakılmamalıdır. Meczubiyete düşmeden bu yolda ilerlemenin gerekliliğine dikkat çekiliyor.

Seyr-i suluku tamamlamak için dışarıdan bakanın diğer insanlarla bizim görünür farkımız olmadığını bilmesi ile birlikte içimizi Hak’tan gayrı ile olmaması şartına riayet isteniyor. Bu insanı hem riya ve süma’dan korur, ucup ve kibre düşmemeye yardımcı olur, hem de ihlâsa ve rızaya buluşmak için imkan ve fırsat tanır.

YAKIN SANMA YOL ÇOK IRAK

Fişini üstadının prizinden çıkarmayanın işi kolay ve yolunda demektir. Ondan habersiz ve izinsiz bir şey yapmaz ve yapamaz. Onun maddi ve manevi destek ve yardımına nail ve layık olur. İradesini onun iradesine ram eder. Lüzumsuz endişe ve sıkıntılardan kurtulur. Efendisinin ambarları tahıl ile dolu olan kölenin kıtlık günü güle oynaya toplumda arz-ı endam etmesi halini yaşar. Cahil sofu şeytanın maskarası olur, derler. Dünya işlerini de ahiret işlerini de dengeli ve düzenli götüreceğiz ama daima ahirete öncelik vereceğiz. Senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır, buyuruluyor. Dünyadan nasibimizi unutmamamız isteniyor ama asıl hayat ahiret hayatıdır, deniyor. Ahiret dünyada kazanılır ama ahiret için sınavlar yapılırken çoğunlukla dünya ve dünyadakilerden soru ve sorgulara muhatap oluruz. Başta insan olmak üzere tüm mahlûkatla muamelelerimizde Hakk’ın gözetilmesine itina ile birlikte hatırını hatırdan çıkarmayız. Zira O’nun mührünü tüm yaratıklar taşır ve O’na şahitlik ederler. Onlara hor bakma gayretullaha dokunur. Şahsi ibadetlerle sosyal ibadetler bir araya geldiğinde de sosyal ibadetlere öncelik vermek başlıca uyulması gereken kuralların önemlilerindendir. Dinin en kısa tarifi şudur: Allah’a tazim, mahlûkata şefkat. Üstadın gönlünde yer etmek arşa yükselmek gibidir, gönlünden düşmek de arştan düşmek gibidir. Zira Allah dostlarının kalpleri için el kalbu beytullah, el kalbu arşullah, el kalbu kenzullah denilmiştir. Kalbin yeri ve önemi tartışılamaz, çünkü kalp imanın yeridir ve nazargahı ilahidir.

FENAFİL-İHVAN OLMADAN FENAFİŞ-ŞEYH OLUNMAZ

Tasavvufi eğitim alan birinin önce fenafilihvan olması sonra da fenafişşeyhliğe yükselmesi, oradan da fenafirresûl olup en nihayet fenafillâh’a terfi etmesi gerekir. Bu aşamaların her birinin geçilmesi için benlikten geçmek ön şarttır. Hizmet ve istikametle birlikte ibadet ve taate devam aranırken hiç şüphesiz ki güzel ahlak işin başından sonuna kadar hep yerini korur. Bunun içindir ki letaifler geçilirken ahlakın da gittikçe güzelleşmesi beklenir. İnsanlarla iyi geçinmek sadakadır. İyi geçinmenin ilk ve vazgeçilmezi ise ailedir. Tüm Allah dostları buna önem vermişlerdir. Ailesi ile iyi geçinenin manevi yol alması hem kolay ve rahat, hem hızlı ve kavi oluyor. Aile onu rahatsız etse bile bu yolun saliki ona tahammül edecek. Bu da onun için sermaye olur. Bu hem kadın salik için hem de erkek salik için geçerlidir.

Katiyen mürid mürşidini denemeye kalkışmamalıdır. Bunda zararı kendisi görür. Ama mürşid müridini dener, bu müridin lehine olur. İmtihanı kazanması ile birlikte fark atar ve yanında büyük itibarı olur. Kaybederse işte burada tehlike var. Tekrar düzelip eski yerinin alabilir de bir daha adım atar hale gelemez de.

Mürid üstadını huzurunda da gıyabında da kayıracaktır. Onun yanında başkasına meyil göstermeyecek ve başkasının elini öpmeyecektir. Gıyabında da hep ondan yana tavır koyacaktır. Üstadının huzurunda bulunurken başkasının kötü hallerinden ona haber ulaştırmayacak ancak kendi halini hiç saklamayacaktır. Kendini saklaması gereken yerlerde yabancı gibi davranmasında bir mahsur görülmez; hatta bazen zaruri görülebilir. Hatta onunla hiç tanışmıyormuş gibi de davranabilir. Yeter ki bu hususta vaziyet bunu icap ettirsin.

Zahirde bigane ol / Batında derya-dil ol.

Kalbi ve ruhi bir eğitim için olmazsa olmazların başındabu yolda eğitimini bir üstaddan almak zorunluluğu ardır. Kişi tek başına ve başka bir türlü bu eğitimi başaramaz veya başkaca bir şekilde bu eğitim alınamaz.

Tekke ortamının resmi ve soğuk değil sıcak ve samimi bir ortam olması yanında bir aile gibi veya bir dost

meclisi olarak görülmesi ve o şekilde değerlendirilmesi gözlerden kaçmamaktadır. Zira orada teklifsiz ve tekellüfsüz bir kardeşlik ile sabır ve tahammül yüklü bir dostluk havasının teneffüs edildiği bilinmektedir.

Bazen mürşid müridinin bazen de mürid mürşidinin bazı sıkıntılarını yüklenir. Bunlar kendi aralarında cereyan eder. Benim ömrümden al ona ver derler. Ben öleyim o yaşasın derler. Üstadların manevi ameliyatları olur. Peygamberimizin kalbinin yarılması hadiseleri bunun açık delili ve örnekleridir.

HAK KAPISI

Günümüz insanına tekke eğitimi ve lüzumu yeteri kadar anlatılamamaktadır. Dolayısı ile de onlar bu eğitimden faydalanamamaktadır. Hâlbuki bu millet mezhep ve tarikat disiplinine adapte olmuş ve bunun nimetlerini devşirmiş bir gelenekten ve temelden gelmektedir.

Bu kadar yabancılaşmış veya ilgisiz kalmak bize garip geliyor. Herkes inanıyor ve aynı ibadetleri yapıyor ama içlerinden kaç tane olgun (veli) insan çıkıyor?

Üstadın kapısına bende olan müridin bu kapı Hak kapısıdır, ben Hakk’a bu kapı vasıta ve vesilesi ile ulaşacağım, demelidir. Ayrıca bir kapı her kapı, her kapı hiç kapı olduğunu da yakinen bilmelidir. Bu kapıda kıtmir olmayı cana minnet bilmelidir. Kapıdan kovulmayı da en büyük musibet olarak görmelidir. Üstadın huzuruna boş varılır ki dolunsun. Dolu varılınca hiçbir şey almadan boş dönülür. Bu bir nasipsizliktir. Bu yolda ilerlemenin temel unsurlarından birisi nefse muhalefettir.

Bunu müridine öğütlemeyen hiçbir şeyh olmaz. Manevi haller zuhur ettikçe şükretmeli ama katiyen onlara takılıp kalınılmamalıdır. Herkesin hali ve durumu ayrı ayrıdır. “ De ki: herkes kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar(İsra, 84).

Doktor her hastaya ayrı ayrı bakar ve ayrı ayrı reçete yazar. Üstad da böyledir. Niye bana şöyle de ona öyle, buna böyle vs. denilmemelidir. Yolun güzelliği ve özelliği sebebiyle diğerlerini küçümsemek yoluna gidilmemeli. Ben tarikat ehliyim diye tarikata girmeyenleri hor görmemelisin. Hatta onlara daha çok hürmet ve hizmet etmelisin ki imrenip onlar da bu yola suluk etsinler. Salikin niyeti ilahi ente maksudi ve rızake matlubi olmalıdır. Manevi yolculuğunun merkezine üstadını oturtmalıdır. O müridinin ifrat ve tefrite düşmesine mani olur ve dengeyi sağlar. İstikamet üzere olunmasında en büyük fonksiyonu işler.

Namaz Vakitleri
Şehir :