Kategoriler :
Yazarlar :
HAFIZ AYAKLI KUR’ÂN’DIR!
Tarih : 07.07.2011 22:56:36
Kategori : Söyleşi
Yazar : Doç. Dr. Fatih ÇOLAK
Okunma : 1315

Doç. Dr. Fatih Çollak’a hafızlığın ehemmiyetini sorduk:

Kur’ân’ı Kerim, Allah’ın kelamıdır. Meleklerin, peygamberlerin

hedef kitlelerine tebliğ edecekleri mesajları

onlara ulaştırmak üzere Cebrail aracılığıyla

oradan alıp peygamber Adem’e, peygamber İdris’e,

peygamber Nuh’a, peygamber İbrahim’e, peygamber

Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya ve Efendimize kadar getirip

emanet ettikleri, tebliğ ettikleri bu vahyin, bu

Allah kelamının son haliyle ismi Kur’ân’dır. Vahyin

bütün halkaları gibi son halkası olan Kur’ân da, en

baştan melekler tarafından hıfzedilerek, korunarak

getirilmiştir. Demek ki Kur’ân’ın ilk hafızları meleklerdir.

Onlar, kaynağından alıp, Allah’ın emriyle yazıp

sonra melek Cebrail’in başkanlığında hafaza /

koruma meleklerle beraber tam bir koruma sistematiği

içerisinde Hz. Peygambere vahyi getirip teslim

etmişler, emanet etmişlerdir. Peki neden korumuşlar?

Gökler âleminde şeytani bildiğimiz bilmediğimiz

varlıkların, meleklerin getirdiği o hakikatlere

tasallutundan korumuşlar. Ne demek bu? Onlar

bir şeyler kapıp yeryüzündeki ortaklarına, şeytanlara,

şeytani insanlara oradan aldıkları şeyleri değiştirerek,

bozarak bu haberleri vermek sûretiyle onları

ve onlara inananları ifsad etmek niyetiyle böyle

bir çalışma yapılmasınlar diye Kur’ân korunmuştur.

Kimler tarafından? Melekler tarafından.

Bu, melek planında Kur’ân’ın korunması hadisesi.

Bir de beşer planında olan koruma var. O da Allah

Resulüne getirilen ayetler Hz. Peygamber’e anında

ezberletilmiştir. Yani vahiy onun kalbine iner inmez,

ayetleri korumak ikramı ile karşı karşıya kalıp ikinci

bir korumayı da kendisinde bulmasına Efendimiz

s.a.v bizzat kendisi şahit olmuştur. Allah Rasulü hafız

olmamış, Rabbinin ikramıyla in’amıyla hafız edilmiştir.

Daha sonra muhataplarına Kur’ân’ı, okumak,

yazdırmak, anlatmak, açıklamak görevini yaparken

Hz. Peygamber bu sefer muhatapları onu ezberleyerek

ve yazarak korumanın üçüncü aşamasını yerine

getirmişlerdir. Kur’ân-ı Kerim o gün bugün bu

iki yolla hafızalara nakşedilerek, satırlara kaydedilerek

iki kanaldan koruma altına alınmıştır. Hz. Peygamber

ramazan aylarında o yıl inen bütün ayetleri

Cebrail a.s. ile bir defa okumuştur. Cebrail okumuş

Peygamberimiz dinlemiş, bu yolla mukabele edilmiş,

karşılaştırılmış, iyice pekiştirilmiştir. Bu mesele

vefatına yakın son ramazanda iki defa olmuştur. Bu

da kat be kat Kur’ân’ın muhafazası ameliyesinden

bir halkadır. Müslümanlar Allah Resulü’nün teşvikleriyle,

emirleriyle, tavsiyeleriyle; Kur’ân’ı ezberleyerek,

anlayarak, okuyarak, yazarak, tefsirler, kitaplar,

eserler kaleme alarak asırlar boyu Kur’ân merkezli

hummalı bir çalışmayı devam ettirmişlerdir.

Özellikle Kur’ân’ın harf ve kelimelerinin korunması

noktasında geliştirdikleri disiplinler vardır. Nedir o?

Kıraat. Nedir o? Tecvit. Nedir o? Vakıf ve ibra. Buna

benzer ilimlerle hep Kur’ân’ı kılıfı içerisinde muhafaza

etmenin gayreti içinde olmuşlar ve Allah gökte

meleklerle, yerde hafızlarla, en başta kelamını her

türlü hata, kusur, eksiklik, değişiklik, bozulma ve

tahriften korumuştur. Bugün yeryüzünde yüz binlerle

ifade edilen hafızların hafızasında hiçbir çelişki,

yanlışlık, zıtlık, birbirini nakzeden durum söz konusu

değildir. Herkes aynı ayeti aynı şekilde okumaktadır.

Kur’ân-ı Kerim günümüze yazma ve basma kitaplar

kanalıyla gelmiştir. Hafız, bütün bunların kendisinde

adeta tecelli ettiği, kendisinin yeryüzünde

Allah’ın yürüttüğü iki ayaklı bir melek olduğunu bilmeli.

Dolayısıyla hafız sıradan insan değildir, sıra dışıdır.

Hafız kıymetli bir varlıktır. Ayaklı bir Kur’ân’dır.

Hafız kendisine aktarılan, tebliğ edilen, öğretilen,

ezberletilen Hz. Kur’ân’ı aynı şekilde muhataplarına,

çevresine, talebeye aktarmakla sorumludur.

Böyle bir mesuliyetli ve vecibeyi yüklendiği için de,

derecesi o derece âlidir, yücedir, mübarektir, kıymetlidir.

Namaz Vakitleri
Şehir :