Kategoriler :
Yazarlar :
SONSUZLUĞA SEFER
Tarih : 02.08.2011 09:17:17
Kategori : Bezm-i Has
Yazar : Ali Ramazan Dinç Efendi Hazretleri (K.s)
Okunma : 1167
KİM SEFERDE DEĞİL Kİ?

Afak ve enfüs hep yolculukta. Su, kaynağından çıkıp, akıp giderek, etrafına ve içenlere hayat vererek sefer ediyor. Rüzgâr, dört mevsimde, yıl boyunca esip çiçeklerin döllenişini, âlemin temizliğini temin ederek yolculuk yapıyor. Ay, güneş ve yıldızlar, semayı süsleyip dünyayı aydınlatarak sefer yapıyor. Atılan tohum ve fidanları büyüterek toprak, bir yolculukta. Adem’den (a.s.) beri nev-i beşer seyr ü seferde.

O’NA DÖNECEĞİZ!

Kur’an-ı Kerim, bize, Allah Teâlâ’dan geldik, tekrar O’na döneceğiz, gerçeğini duyurur. Bu dünya şartları içerisinde yolculuk yaparken, ruhun seferini de unutmayalım. Sefer, ancak, Yüce Zât’ına yarayışlı amellerle sonsuza yapılır. Kelâm-ı İlâhî’de, ‘Dünya ve onun içindekiler bitecek fakat O’nun Zât’ı müstesna”, buyrulur. Kişi, susuzları kandıran su ile, kimsesizleri barındıran ev ile, yoksulları giydiren elbise ile, açları doyuran yemek ile, ebedî âleme zengin olarak yolculuk yapar. Yanlış itikadı tashih, Kitap ve Sünnet’e, ehlullaha uygun bir görüşü yerleştirmekle beyne; güzel niyet ve düşünceyi aksettirmekle kalbe, azaları yaratılış sırrına muvafık hale getirmekle, sonsuz âleme yolculuk yapar. Mevlâ’mız (c.c.), “O günde ne yaparsanız hayır ve şer, onu bulursunuz karşınızda”, buyurur.

HERKESİN BURÂKI BAŞKA

Kimileri yolda yaya, kimileri bisikletle, motorlu vasıtalarla ve uçakla yapıyor yolculuklarını. Sadece ‘inandım’ diyenler yaya, ‘inandığını yapmakta zorlanan gafiller’ bisikletle, ‘gayret gösteren muhlis kullar’ tren ve motorlu taşıtlarla, ‘muhlas; ihsan erbabı has kullar’ da hava yoluyla yapar seferlerini. ‘İlimde rüsuh sahibi, ehil kimseler’, ilme’l-yakinden ayne’l-yakine ve hakka’l-yakine ulaşmakla yolculuklarını İlâhî vasıtalarla yaparlar. Bedenen yaptıkları taat, ihlasla, ihsanla, huşu ile takva ile eda edilince, ses ve ışık hızıyla giderler Mevlâ’ya. “Geçtiğim bütün hicaplarda Türkmen kocası Yunus’u ilerde gördüm.” diyen Mevlana (k.s.), onun ruhî seferine işaret ediyor. Zeyd Bin Hârise (r.a.) gibi, ahirete sefer yapanlar, “Cennetleri açıktan görüyor, Kevser Havzı’nı müşahede ediyorum.” diyen kutlu yolcular da oluyor bu dünyada. Bayezid-i Bistam (k.s.) gibi, bedeni burada ama ruhu sefer edenler de var. O’nun ruhu destur alıp Arş’a yükseldi de dönüşünde hediye olarak, muhabbet ve rıza getirdi. “Haber var ötelerin ötesinden.” diyenler, şüphesiz gayb alemini, görünmeyen alemleri dolaşanlardır. Onlar, “Bir feza oldu o demde rû-nümâ, Ne mekân var anda ne arz u sema” beytiyle dillendirilen Mirac’ın nazlı misafirinin mübarek izinden gidenlerdir.

MAKAMLAR İSTİKAMETLE ELDE EDİLİR

Dinî görevleri zahiren yaparken, kalbi takva ile dolu, masivadan uzak, tamamen Hak Teâlâ’ya dönenlerin ibadetini melekler kaydedemez. İki dudak arasından çıkan sözleri kayda geçen melekler, gönlün naz ve niyazlarını kaleme alamazlar. Aişe radıyallahu anha annemizden rivayet edilen Hadîs-i Şerîf’de ifade buyrulduğu üzere, bu kimselerin mükâfatı bizzat Allah Teâlâ tarafından verilir. Rabbimiz (c.c.) bize, bitmeyen ahirete yolculuk yapacağımızı unutturmasın. Hâlikımız (c.c.) seferimizi, bize, derslerimizi seherlerde çekerek, letâiflerimizi geçip güzel ahlâka nail olarak yaptırsın. Rabbimiz (c.c.), “Sıddık (r.a.), ne fazla namazı ne de orucuyla sizi geçti. Ancak bir şeyle size üstün olmuştur ki; o da kalbî vakarı; Cenâb-ı Hakk’a gösterdiği kalbî saygısıdır.” Hadis-i Şerif’indeki sırla yaptırsın bize sefer. Makamlar, istikametle elde edilir; şer-i şerîf’in gereğiyle amel etmekle hâsıl olur. Huzurla zikir, takva, mahlûkata şefkat, tevhid akidesini talim, fıkhî meseleleri öğrenme, kusurları örtme, gönül zenginliğine sahip olmakla ihsan edilir. Dileğimiz Zat-ı İlâhî’sine kurbiyyetimizde, yakınlığımızda; seferimiz, bir nefeslik taati ins ve cinnin ameline denk olan velilerin sür’atinde; mükafatımız da rıza-i İlâhî olarak hesapsız ödensin.
Namaz Vakitleri
Şehir :