Kategoriler :
Yazarlar :
Âlimler Meclisi
Tarih : 06.11.2014 18:18:35
Kategori : Bezm-i Has
Yazar : Ali Ramazan Dinç Efendi Hazretleri (K.s)
Okunma : 712
İki zümrenin fesadı, halkın fesadı; salâhı ise, halkın salâhıdır” buyurur Efendimiz (sav). Derideki peynirin, tenekedeki zeytinin tâzelik koruma sebebi tuzsa, ümerâ ve ulemâ da halkın itikâden, amelen ve ahlâken bozulmalarını önleyen en mühim unsurdur. Suyun letâfeti, havanın temizleyicilik vasfı, güneşin ışık ve ısı hassası, toprağın verimliliği, nebâtâtın meyvesi, hayvânâtın istifâde edilecek en güzel yönü mesâbesindedir ulemâ. Aklın irfânı, kalbin reyhanı, bilginin hikmetle nakış nakış gönle işlenen mânâ ve sırrıdır ulemâ. Okuduklarını yaşam hâline getiren, hâliyle en güzel numune olan kimsedir ulemâ. Rahle-i Muhammedi'nin önünde oturan, Arş-ı Âzam’da tedrîsini tamamlayandır gerçek ulemâ. Sözlerinin sıhhatini, Rûhaniyyet-i Muhammedi1 ile buluşup halleden bahtiyar zümredir ulemâ. 'Aç eteğini' buyurup, topladığında unutmak vâki olmayan kimsedir ulemâ. Sadece 'Elif' demesiyle, zâhirî ve bâtınî bütün ilimlere mazhâr olandır ulemâ. Sözünün lezzetini, fem-i yârında, mübarek tükrüğünde bulandır ulemâ.

“Sadrım yarılsa, o zaman görürsünüz ilmi”, “Fâtiha Sûresi’ne kırk deve yükü mânâ veririm” dedirten, “Ben ilmin şehriyim Ali (ra) de kapısıdır” sözündeki mânâdır ilim. “Hz. Selman’a (ra) doyasıya ilim verilmiştir’’ övgüsüne nâiliyyettir ilim. Bir soruya on türlü cevap vermesiyle Musa (as)’a, “hakîkaten ümmetin, BenT İsrail Peygamberleri gibidir” sözünü söyleten, nebevî müjdedir ilim.

Halkın cehâletle kirlenmesini önlemek için, Rabbimiz cihâda bile çıkmalarına izin vermemiştir âlimlerin. “(Bununla beraber) mü'minlerin hepsinin (topyekûn) savaşa çıkmaları lâyık değildir. O hâlde (onların her sınıfından yalınız birer zümre savaşa gitmeli), kimi de — dîn ve şerîat ilimlerini iyice öğrenmeleri ve kavmleri (savaşdan) dönüp kendilerine geldikleri zaman onları Allah azâbıyla korkutmaları için — (gitmeyip kalmalıdırlar). Olur ki (bu suretle mü'minler aykırı hareketlerden) kaçınırlar. ” (Tevbe, 122.) Bu Âyet-i Celîle'den hareketle, ulemâyı zaman zaman topladık. Üstümüzdeki ağır vebâli konuştuk, ibn-i Abbas R. Anhüma’nın, ulemâyı tehdit eden Mâide Sûresi'nin 63. Âyet-i Celîle’sine vurgu yaptık. “Bâri bilginleri, fakıyhleri onları günâh söylemelerinden ve haram yemelerinden vaz geçirmeye çalışsalardı ya. Her hâlde yapmakda oldukları bu (san’at) ne kadar kötü!' Cemiyetin, hurda, dökülmüş bir vâsıtaya benzediğini söyledik. Necip Fazıl’ın Sakarya şiirindeki benzetmeyi misâl verdik.

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;

Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, târih, yıldız, insan ve fikir;

Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

Biz Peygamberimiz (sav), Ashab-ı Kiram ve hakiki ulemânın görüşlerine uygun temiz suyu akıtalım dedik.
Sağlıklı bir toplumun oluşması için, şu şartları hâiz olmalı âlim:

1-Müttakî,Allah Teâlâ’dan korkan

2-Tevâzu sâhibi, alçak gönüllü

3-Zâhid, dünyâya meyletmeyen

4-Mücâhede eden, nefsine yenik düşmeyen

5-İffet, namusunu koruyan

Âlim pek çok, ama biz Rabbimizin özelliğini beyân buyurduğu “haşyetli', Azamet-i ilâhîden korkan âlimlerin biraraya gelerek, ümmetin derdine devâ olmasını hedefledik. “Allah’dan, kulları içinde, ancak âlimler korkar. Şübhe yok ki Allah mutlak gâlibdir, çok yarlığayıcıdır.” (Fâtır, 28.)

Üstâzımız muhlisle muhlas tâbirini çokça sorardı ulemâya. “İnsanlar helâk oldu, âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu, ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu, ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sâhiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar.” Allah Teâlâ tarafından ihlaslaş-tırılan muhlas zümrenin devâmıdır arzumuz. “Ümmetimden bir tâife, hak üzere cihaddadır. Kıyâmete kadar gâlip olarak devâm eder.”

Dînî konuları yanlış tanımlamanın sebepleri:

1-Nefsinin    arzularına düşme,

2-Düşük    tavırları yapmaktan çekinmeme,

3-Doğruluktan    sapma,

4-Ne    dediğinden habersiz olma.

Kimlerle berâber olalım:

Lokman (as): “Ey oğulcağızım! Âlimlerle otur kalk, onlarla diz dize otur. Zîrâ yeryüzü göğün yağışıyla hayat bulduğu gibi Azîz ve Celîl olan Allah da kâlpleri hikmet nuruyla ihyâ eder.”
Namaz Vakitleri
Şehir :