Kategoriler :
Yazarlar :
İsraf
Tarih : 17.04.2015 19:50:46
Kategori : Bezm-i Has
Yazar : Ali Ramazan Dinç Efendi Hazretleri (K.s)
Okunma : 1018

İslâm’ın esaslarından birisi de iktisat ve îtidaldir. Harcama, yeme-içme, konuşup görüşme ve benzeri bütün işlerde ölçülü olmaktır. Bunun zıddı ise israftır. Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de mü’minlerin sıfatlarını sayarken, onların dâimâ ölçülü olduklarını vurgular. “Onlar ki, harcadıklarında ne isrâf ederler ne de cimrilik. İkisi arasında, îtidalli bir yol tutarlar.” (Furkan, 67.)

Kaynak ve imkânlar ebedî değildir. Elektrik, su, yiyecek ve içeceklerde müsrif olmamalı. Tabağımızda bıraktığımız yemek, çöp sepetine atılan ekmekler çok fakirin karnını doyurur. İsrâf edenlerin, fırında ekmek kuyruğuna girdikleri müşahede edilmiştir. İş yerine gelen müşterisini horlayanların dilendiklerine şâhid olunmuştur. Apartmanların merdivenlerini temizleyenlerden birinin ifâdesi şu: “Keşke evime gelenlerin giyim ve kuşamını yadırgamasaydım.”

Bu kadar israf neden? Acaba isrâfın ne olduğunu biliyor muyuz? Dînimizde israf, yerinde kullanılmayan, yarar ve verimi olmayan maddî ve mânevî her şeydir. İmâm-ı Âzam (ra) de aynısını ifâde buyurur. “Hayır ve ihsanda dahi israf gereksizdir. İsrafta hayır yoktur. İsraf haramdır.” Denizin kenarında abdest alan, suyun kullanımında bile ölçülü olması îcâb eder. Üçer defa yıkadığı âzâsını dördüncü kez yıkayamaz. İnfâkında bile saçıp savuramaz. Çünkü Cenâb-ı Hakk “Malını lüzumsuz yere saçıp savurma!” buyurur. (İsrâ, 26.) Bir defâsında Hz. Peygamber (sav) Sa’d’e uğradı. Sa’d bu esnâda abdest alıyordu. Resûlullâh (sav) (onun suyu aşırı kullandığını görünce); “Bu israf nedir?” diye sordu. Sa’d de, “Abdestte de isrâf olur mu?” dediğinde Hz. Peygamber (sav) de “Evet, hattâ akmakta olan bir nehirde abdest alsan bile…” şeklinde cevap verdi.

Beynini boş yere yoramaz. Kalbini isyanla kirletemez. Gözünü harama, kulağını boş sözlere veremez. Ne için yaratılmışsa, o yönde âzâsını kullanır. “Kulak, göz ve gönül; bunların hepsi yaptıklarından sorumludur.” (İsrâ, 36.)

Zaman isrâfından ekmek isrâfına kadar, anlatılacak çok şey var. Aleyhissalât ü Vesselâm Efendimiz, “İnsanlar iki hususta gaflettedirler. Sıhhat ve boş zaman.” buyurur. İsrâfın sebebi dînimizi öğrenememektir gereği gibi. Alınan malların kalitesizliğidir. Ucuz mal alacak kadar zengin değilim dendiği gibi. Moda ve lükse düşkünlüktür. Yılın seçip biçtiği, renk ve kaliteye verilen önemdir. Hiç mânâsız eşyâya gereksinim duymaktır. Komşu, akraba ve yâran ne der düşüncesiyle hareket etmektir. Açıkçası, haram ve helâli bilmemektir. Yetim annelerinin, ikram edilen yiyecekleri, yavrularını memnun etmek için evlerine götürmelerinden habersiz olmaktır israf. Somali’de, öğleye doğru avuçlarının içine konan nimetle bir gününü geçiren aç bîilaç kimselerin hâlini bilmemekten ileri gelir israf. Hz. Peygamber (sav): “Kibirsiz ve isrâf etmeden yiyiniz, içiniz, giyiniz ve sadaka veriniz.”

İtikâden, inanç yönünden israf, Mâide sûresinin otuz ikinci âyetine göre İsrâil oğullarının fesadıdır. Duhan sûresinin otuz birinci âyetiyle; haddi aşan, zorba firavn ve tâbileridir müsrif. Ahlâkî yapı olarak A’raf sûresinin seksen birinci âyetine göre, sapık Lut kavminin çirkin hâlidir israf. Helâl kazancın fâizle, karaborsacılıkla, hile ve haksız kazançla kirletilmesidir israf. Maddî menfaat için haram yolların helâle tercih edilmesidir israf. Yeme içme, giyim kuşamda, âzâların kullanımında hakkı zâyi edip kibre düşmektir israf. Aleyhissalât ü Vesselâm Efendimiz: “Hiçbir kul, kıyâmet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücûdunu nerede yıprattığından ve bildiklerini yaşayıp yaşamadığından sorguya çekilmedikçe bulunduğu yerden kıpırdayamaz.”

Namaz Vakitleri
Şehir :