Makaleler > Söyleşi
Kategoriler :
Yazarlar :
Görünüm :
Fiillerimizi 'İbadet' Yapan Nedir?
Ulemamız, İslâm'ın özünü şu üç hadisin teşkil ettiğini söyler: 1. 'Ameller niyetlere göredir...' 2. 'Helal bellidir; haram da bellidir. Bu ikisi arasında ise şüpheliler vardır...' 3. 'Üstüne vazife olmayan işleri terk etmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.' Dikkat edilirse bu hadislerden ilki 'niyet/maksat'la ilgilidir ve her işin başlangıcını (dolayısıyla da sonunu) tayin eder. Bir işten maksat/niyet neyse, hüküm de ona göre olacağından, tashih-i niyet her işin başıdır. 'De ki, 'Benim namazım da, sair ibadetlerim de, hayatım da, ölümüm de Âlemlerin Rabbi olan Allah içindir'(1) ayeti bize, her işimizin münhasıran Allah Teâlâ’nın rızasını tahlise matuf olması gerektiğini öğretiyor. Bu sebeple İmam el-Buhârî, Sahîh'ine 'niyet hadisi' ile başlamıştır. İkinci hadis pratik hayata mütealliktir. Günlük hayatta yapıp ettiklerimiz mutlaka ya 'haram', veya 'helal' yahut da 'şüpheli' sınıflarından birine girer. Dinî hassasiyetimizin kıvamına, takvamızın derecesine ve imanımızın kuvveti...
» Devamı için tıklayınız ...
Moderniteye Direnmek
Modernite deyince aklımıza öncelikle hayatın görünen yüzünün gelmesi karşı karşıya bulunduğumuz problemin ciddiyetini gösteriyor. Modernite-İslâm ilişkisi bağlamında tartıştığımız meselelerin birkaç “kışkırtıcı” başlığa inhisar etmesi de aldatıcı noktalardan biri şüphesiz. Oysa bunlar sonuç. Sebebe inmedikçe meseleyi -en azından zihnimizde- çözme şansına sahip olmamız mümkün değil. Müslümanlar olarak -mesela- modernitenin kurguladığı “üretim-tüketim ilişkileri” hakkındaki düşüncemiz nedir? İslâm, üretimin ve tüketimin hangi esaslar dâhilinde olmasını öngörür ve biz, fiilen yaşamakla bir cüz’ünü oluşturduğumuz modern üretim-tüketim ilişkileri bütünü içinde İslâm’ın öngördüğü modeli zihnen kabul edebilecek durumda mıyız? İslâm, üretimin ihtiyaçlar kadar olmasını öngörür. İhtiyaçtan fazlasını üretmek birkaç açıdan mahzurludur. İhtiyaçtan fazla üretecek olursanız; 1. Hammaddeyi gereğinden fazla tüketmeden bunu yapamazsınız. Hammaddenin israfı tabiatın/çevrenin tahribi anlamına gelir. Dolay...
» Devamı için tıklayınız ...
Kur’ân-ı Kerim’den İlham Almak
Akif merhumun “asrın idraki” dediği şeyin neye tekabül ettiği konusunda zihinlerimiz arzu edi­len seviyede net olmasa da bir şeyi yakından biliyoruz: Bu idrakin temel taşlarını modernite döşemiştir. Onun oluşturduğu idrak ve algı du­rumuyla bakıyoruz Din’e ve onun kaynaklarına. Bu tavrın en görünen tezahürünü Kur’an’la irtiba­tımız oluşturuyor. Ortalıkta öyle yoğun bir Kur’an vurgusu var ki, sanırsınız bu ümmet, Yüce Kita­bımızla irtibatını koparalı yüzyıllar olmuştur da, şimdi birileri bu arızayı düzeltmek için çırpınıyor. Oysa daha önce de farklı vesilelerle vurguladığı­mız gibi Kur’an’la irtibat Ulumu’l-Kur’an ve Usul ile sağlanır. Bu, işin olmazsa olmazıdır ve böyle olduğu için tarih boyunca Ümmet, Kur’an’la ir­tibatını bu zemin üzeninde inşa etmiştir. Bunu yapmadığımız zaman ne olur? Hicrî birinci asrın sonlarından itibaren yaşadığı­mız ve yüzyıllarımızı alan tecrübeyi yeni başta yaşamaya kendi kendimizi mahkûm etmiş olu­ruz. Yani yeniden bid’at oluşumlar, yeniden iç çatışmalar......
» Devamı için tıklayınız ...
Sünnet Pratik Hayattır
Günlük hayatınızda uyguladığınız Peygamber Efendimizin sünnetlerinden bir tanesini okurlarımız için söyler misiniz? Eve girerken sağ ayağımla girerim, sol ayağımla çıkarım. Ayakkabımın ilk sağ tarafını giyerim. Hemen hemen hayatımızın her alanında sünnete riayet etmeye çalışıyorum. Sünnet aynı zamanda pratik hayatı yönlendiren ilkeler bütünüdür, ilkeler mecmuasıdır. Hayatınıza ışık tutan, yolunuzu aydınlatan bir hadis-i şerifi bizlerle paylaşır mısınız? “Kendin için istediğini kardeşin için de istemedikçe iman etmiş olmazsınız, birbirini sevmedikçe iman etmiş olmazsınız” gibi hadisler benim her zaman başkalarıyla empati yapmamı sağlayan altın kural hükmünde olan hadislerdir.
» Devamı için tıklayınız ...
Kalpler Kırılmasın
Günlük hayatınızda uyguladığınız Peygamber Efendimizin sünnetlerinden bir tanesini okurlarımız için söyler misiniz? Elimden geldiği kadar uygulamaya gayret ediyoruz tabii ama süreklilik arzu eden, devamlılık arzu eden bir tanesini söylemek gerekirse, olabildiğince kalp kırmamaya çalışıyorum, insanlara Peygamber Efendimizin (sav) yaklaştığı gibi yaklaşmaya, O’na (sav) özenerek, O’na (sav) benzemeye çalışarak, anlayışla karşılayarak, hatalarını olabildiğince az görmeye çalışıyorum. Hayatınıza ışık tutan, yolunuzu aydınlatan bir hadis-i şerifi bizlerle paylaşır mısınız? Evet, benim en sevdiğim hadis-i şerif “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.”
» Devamı için tıklayınız ...
Boşanmanın Nedenini, Evlenmenin Nedeni Belirliyor
Boşanmanın nedenine gelmeden önce evlenmenin nedenini incelemek gerekiyor. İnsanlar eskiden hangi nedenle evlenirdi, şimdi hangi nedenle/nedenlerle evleniyor? Evlenmenin nedenlerine ulaştığımızda, boşanma nedenlerinin ipuçlarını da elde edebiliriz sanırım. Tolstoy’un evliliğin kutsallığı ile ilgili bir sözü var: evliliğe kutsallığını veren aşktır, diyordu. Buradaki aşk kelimesini mutlaka teknik bir kavram olarak algılamak zorunda değiliz. Kelimeyi sevgi ve saygı bağlamında kullanırsak geleneksel telakki tarzına göre yapılan evlilik ile modern zamanların evlilikleri arasındaki dramatik farklılık da ortaya çıkartılabilir sanırım. Bir gazetede, boşanmayla sonuçlanan evliliklerin aslında daha baştan yanlış evlilikler olduğuna değinilirken evlenme nedenleri olarak şu hususlara yer veriliyordu (bu araştırma kadınlar nezdinde yapılmıştır): 1. ‘Çocuk sahibi olmak istiyorum ve yaşım ilerliyor’ 2.’Evlenmek, berbat giden ilişkimi, sihirli bir değnek gibi düzeltebilir.’ 3. ‘Karşıma başka kimse çık...
» Devamı için tıklayınız ...
DÜZENİN İSLAMİLEŞTİRİLMESİ YA DA YANLIŞLIKLAR KOMEDYASI
Yakın geçmişte bu işe bilginin İslamileştirilmesi deniyordu. Ama buna düzenin İslamileştirilmesi çabası dense daha isabetli olur. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Putun İslamileştirilmesi mümkün müdür? Bir Müslüman bir putpereste şunu söyleyebilir mi: “Sen bu putundan vazgeçme, fakat gel biz ona Allah muamelesi yapalım! Onu İslamileştirelim!” Böyle bir teklif ne ölçüde geçerli sayılabilir? Eğer put, put olarak kalıyorsa ona Allah muamelesi yapmak abesle iştigal etmek olur. Kurulu düzen için geliştirilen bir tür söylem için de bu durum geçerlidir. Şöyle ki, kurulu düzenin bütün rükünleri aynı bırakılmak suretiyle biz onun içinde Müslümancılık oynayalım teklifi, aynıyla bilginin veya putun veya düzenin İslamileştirilmesi söylemine çıkar... Aslında bu oyun İslam dünyasında yeni değil. Bu ülkede 1839’dan (Tanzimat) bu yana oynanıyor. Batı kültür/siyaset dünyasından alınan ariyet kavram ve kurumlarla, kurulu düzen böyle bir dönüşüme uğratılmak istendi. Ancak bu oyunlar hiçbir zaman –yöntem...
» Devamı için tıklayınız ...
KAYNAKLARA DÖNMEK ZORUNDAYIZ!
Eserlerinizde muhteşem bir bilgi birikimi var. Bu derinliğe nasıl ulaştınız? Nasıl okursunuz? Ebubekir Sifil günde kaç saat çalışır efendim? Şimdi hayatla bağlantımızın çok canlı olduğunu söyleyemeyeceğim. Sıklıkla yaşadığım bir arıza bu, öyle oluştu, öyle gelişti: ben geceleri çalışırım. Yani insanlar uykuya yattıktan sonra çalışma odama geçerim ve sabah namazına kadar çalışırım. Eğer bir yoğunluğum varsa bu çalışmayı yalnız gecelere hasretmem. Gündüze de yayılır. Zaman zaman bulunduğum odayı hiç terk etmemecesine 24 saat, 48 saat o odada yatıp kalktığım, çalıştığım olur. Hatta şunu da söylemekte bir beis görmüyorum. Çalıştığım mekânda bir yatağım var benim. Orada yatar kalkarım. Geceleri çalışırım dediğim gibi. Sabah namazına kadar… Sabah namazını kılıp yatarım öğlene kadar. Sonra, işte, ev işleri, aile bireylerine karşı sorumluluklar vs. Akşam olunca tekrar aynı sisteme geçerim. Bu şekilde devam ederim. Kitap okurken mutlaka not tutarım. Bunu çok önemsiyorum ve tavsiye isteyen arkad...
» Devamı için tıklayınız ...
DİZİLERİN AİLE VE ÇOCUKLAR ÜZERİNDE Kİ ETKİLERİ NELERDİR?
Televizyonun merkezde olduğu ailelerde, televizyon konuşur, herkes dinler. Televizyonun dediği tartışılıp iyi kötü yanları ele alınıp bir karara bağlanmaz. Öğrenme, beş duyuya ve duygulara hitap etme gücüne göre güçlü olur. Sempati ile verilen her mesaj, çocukların zihnine yer eder. Anne babanın varlık ifade edemediği, çocukların gözünde saygınlığının kalmadığı durumlarda, eğlenmek amaçlı karşısına oturulan televizyon, yönetmeye, öğretmeye ve eğitmeye başlar. Her sempati, etkilenme anlamına gelir. Hele de duyguların doruğa çıktığı dizilerdeki romantizm ve şiddet duyguları, insanın başkalarına nasıl davranacakları hakkında yönlendirici olur. Dizilerdeki istismar, haksızlık, kişilik bunalımı anlamına gelen diyalog hataları, mazlumların sürekli mağdur edilmesi, kişilerin onlardan intikam alma hislerini açığa çıkarır ve hırslarını onlardan alamayınca evdekilere patlarlar. “Düzen artık böyle, sen ne kadar geri kalmışsın, artık değiş” yönlendirmesi ile kişiler trend'in gerisinde kalmamak içi...
» Devamı için tıklayınız ...
HAFIZ AYAKLI KUR’ÂN’DIR!
Doç. Dr. Fatih Çollak’a hafızlığın ehemmiyetini sorduk: Kur’ân’ı Kerim, Allah’ın kelamıdır. Meleklerin, peygamberlerin hedef kitlelerine tebliğ edecekleri mesajları onlara ulaştırmak üzere Cebrail aracılığıyla oradan alıp peygamber Adem’e, peygamber İdris’e, peygamber Nuh’a, peygamber İbrahim’e, peygamber Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya ve Efendimize kadar getirip emanet ettikleri, tebliğ ettikleri bu vahyin, bu Allah kelamının son haliyle ismi Kur’ân’dır. Vahyin bütün halkaları gibi son halkası olan Kur’ân da, en baştan melekler tarafından hıfzedilerek, korunarak getirilmiştir. Demek ki Kur’ân’ın ilk hafızları meleklerdir. Onlar, kaynağından alıp, Allah’ın emriyle yazıp sonra melek Cebrail’in başkanlığında hafaza / koruma meleklerle beraber tam bir koruma sistematiği içerisinde Hz. Peygambere vahyi getirip teslim etmişler, emanet etmişlerdir. Peki neden korumuşlar? Gökler âleminde şeytani bildiğimiz bilmediğimiz varlıkların, meleklerin getirdiği o hakikatlere tasallutundan korumuşlar. Ne deme...
» Devamı için tıklayınız ...
Namaz Vakitleri
Şehir :