Makaleler > Akaid
Kategoriler :
Yazarlar :
Görünüm :
Cihad ve İhlâs
Eslaf veya seleflerimiz cihâdın gayesini tek kelime ile özetlemişlerdir. İ’lâyı kelimetullah. Allah’ın sözünü ve davasını yüceltmek, cihâdın biricik ve en temel hedefidir. Yöntemini ise yine selef salih şöyle ifade etmiştir: Zaferle değil, seferle mükellefiz. Zira öne seferi değil de zaferi koyacak olursak amellerimiz onun etrafında deveran eder. Beşeri maslahata mebni olur. Amellerimize zafer şekillendirecek olursa; zaferle Allah rızası arasında kaldığımızda ve tercih durumuna düştüğümüzde, zaferi tercih kaçınılmaz olur. İster istemez Allah rızası yerine ne pahasına olursa olsun zaferi tarafını gözler ve benimseriz. Bu da bizi hastalıklı bir yola götürür: Hedefe giden her yol mübahtır. Bu ise Makyavelizm olarak tanımlanan bir tarzdır. Zaferin dışında bir ilke tanımaz. Oyunun kuralı veya ilkeler diye bir şey yoktur. İslâm tarihi ise Makyavelizm tekzipleriyle doludur. Hz. Ali (ra) hasmını altına aldığında vuracağı sırada hasım onun yüzüne tükürünce geri durur. Zira nefsinin payının aray...
» Devamı için tıklayınız ...
Cessâse (Deccal, Âhir Zamânı Anlatıyor)
Kıyâmet alâmetleri konusunda Cessâse hadîsi meşhurdur. Hadîsi, Buhârî ve Müslim tahric etmiştir. İslâm ile şereflenmeden önce Filistinli ve Hristiyan olan Temim ed Dari başlarından geçen bir deniz yolculuğunu anlatır. Bindikleri geminin denizde fındıkkabuğu gibi sallanması ve batma tehlikesi geçirmesi üzerine filikalarla bir adaya çıkarlar. Çıktıklarında karşılarında kıllı ve hayvana benzeyen bir yaratık belirir, onunla karşılaşırlar. Bu yaratık kendini Cessâse olarak takdim etmekte, Deccal’a yaverlik etmektedir. Deccal da adada Ye’cûc ve Me’cûc gibi çıkacağı vakti beklemektedir.Dolayısıyla zuhûrunu bekleyen sâdece Mehdi olmayıp Deccal ve benzeri kıyâmet aktörleri de çıkma vaktini intizâr etmektedir. Cessâse, Deccal’ın kılavuzu ve gözcüsüdür. Gelenleri ona getirmektedir. Cessâse kıllı bir hayvana benzerken huruç vaktini bekleyen Deccal ise âdeta şeytânı andırmaktadır. İştiyakla, gelen yolcuları ve onlar üzerinden dünyânın ahvâlini öğrenmek istemektedir. Temim ed Dari karşılaştıkları bu...
» Devamı için tıklayınız ...
Da’vet Bir İbâdettir; İbâdete Karşılık Ücret İstenmez
Cihad; namaz, zekât, oruç ve hacca gitmek gibi farz bir ibâdettir. Diğer ibâdetlerin bile yapılması onun varlığına bağlı olması hasebiyle belki de hepsinden daha önemlidir. Çalışmamızın başında açıkladığımız üzere Hz. Peygamber’in elçilik göreviyle eşzamanlı başlayan cihad, Hz. Âdem’den beri bütün peygamberlerin ümmetlerine tebliğ ettiği en temel ibâdettir. Cihadı olmayan hiçbir peygamber olmadığı gibi; peygamberler arasındaki derece farkını belirleyen de cihadlarının büyüklüğüdür. Sahabe de insana şeref kazandıran ibâdetin cihad olduğuna inanmıştır. Süheyl b. Amr ve arkadaşları Halîfe Hz. Ömer’e (ra) gelip halîfenin yanında niçin değerlerinin olmadığını, hattâ Mekke’de zayıf bulup horladıkları Müslümanlar kadar bile neden ilgi göremediklerinin sebebini sormuşlardır. Hz. Ömer (ra), o zayıf gördükleri kimselere değer kazandıran şeyin cihad olduğunu söylemiş ve aynı konuma gelmeleri için cihad yapmaları gerektiğini belirtip onlara cepheyi göstermiştir. 1 Onlar da bu şerefi kazanmak için ...
» Devamı için tıklayınız ...
Herkes Meal Yazamaz
Kur’an-ı Kerim’in arz edilmesi var. Tabir yerinde olursa, test edilmesi; içerisine herhangi bir insan sözünün girmesinin engellenmesi veya Kur'an da olan bir şeyin Kur'andan çıkarılmasının önlenmesi... Deyim yerindeyse her türlü tahrifin önüne geçilmesi. Bütün bunların nedeni olan bu “Arz”ın sebebi ne olabilir? Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimiz’e, (s.a.v.) 610 yılının Ramazan-ı Şerif Ayı’ndan itibaren gelmeye başladığında, Peygamber (s.a.v.) bir yıl sonra, o yıl içerisinde gelen bütün ayetleri Cebrail (a.s)’a arz ediyor. Bu metodla Kur’an-ı Kerim’e ne bir şey ekleniyor ne de bir şey çıkartılıyor. 612 yılı olduğu zaman, iki yıllık süreçteki ayetleri Peygamberimiz ( s.a.v.), Cebrail (a.s.)’ a okuyor. Bu her yıl devam ediyor. Ancak 632 yılına gelindiği zaman -ki bu Peygamber Efendimizin vefat ettiği yıldır-, Peygamber Efendimiz( s.a.v.), Kur’an-ı Kerim’i Cebrail(a.s.)’a bir yıl içinde iki defa arz ediyor. Buna “Son Arz” denir. Bu örnekten hareketle bazı İslam alimleri yılda en az bir ke...
» Devamı için tıklayınız ...
HER TÜRLÜ ŞİRK, BASKI VE POPÜLİST YAPILANMAYA KARŞI ORUÇ
Hocam, okuyucularımıza Kur’an-ı Kerim, Ramazan-ı Şerif ve Oruç bağlamında neler söyleyebilirsiniz? Kaynaklara baktığımızda, Kur’an-ı Kerim, Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesinde Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına indirilmiştir. Burada Kur’an-ı Kerim’in yeryüzüne inmesiyle ilgili olarak, “tenzil” ifadesini kullanıyoruz. Tenzil ifadesinin özel bir anlamı var. Mesela “tenzil ehli” denildiği zaman, yeryüzündeki olaylara çözüm bulmak, fıkhî sorulara cevap vermek anlaşılır. Eğer Kur’an-ı Kerim’in “tenzil” olmuş bir kitap olarak, insanlığın yaşamış olduğu sorunlara çözüm üretmesini; gerek Peygamber (s.a.v.) döneminde, gerekse sonrasında kıyamete kadar meydana gelecek her türlü soruna Kur’an-ı Kerim’in çözüm bulduğunu anlamalıyız. Yani bütün sorunlara hem yerel hem de evrensel bağlamda çözümler sunduğunu söyleyebiliriz? Tabi ki… Bildiğiniz gibi “Şerefül mekân bil mekin” şeklinde bir ifade vardır. Yani mekanın şerefli olması, mekanda bulunanla ilgilidir. Ramazan-ı Şerif’in değerli olmasının e...
» Devamı için tıklayınız ...
SAHABE GİBİ KURAN-I KERİM’İ VE İSLAMI YAŞAYABİLMENİN SIRRI!
Kur’an-ı Kerim’deki “Ey İnsanlar!” ve “Ey iman edenler” şeklindeki ifade biçimlerinden, onun bir hitap kitlesinin olduğu anlaşılmaktadır. Bu tür hitap tarzları, Allah’ın insanlarla kurmuş olduğu iletişimle alâkalıdır. İnsanlardan mutlak doğruyu bulmalarını isteyen Allah Teala, insanların doğru üzerinde sebat etmeleri ve sebatlarını bir daha doğrudan ayrılmayacak bir bilinç düzeyine taşımaları için, ibadetlerle ilgili hükümlerini indirmiştir. Tüm emir ve yasakların amacı, insanı Allah’a giden yolda dosdoğru olarak tutabilmek ve ilerlemesini sağlayabilmek içindir. Bu amacı kavrayan Abdullah b. Mes’ud, Kur’an’daki hitap tarzları ile ilgili şöyle demektedir: “ Güç yetirebilirsen kendini Kur’an’a muhatap kabul et. Allah Teala’nın ‘Ey iman edenler’ dediğini duyduğun vakit kulağını dört aç. Zira bu durumda ya emredilen bir hayır veya yasaklanılan bir şer söz konusudur.”1 Sahâbenin önde gelenlerinden Abdullah b. Mes’ud’un sözünden de anlaşıldığı üzere, Hz. Peygamberin sahâbîleri kendilerini Ku...
» Devamı için tıklayınız ...
İmanda İhlas Esastır
Kur’an-ı Kerim, medeni surelerde münafıklıktan sakınmanın önemi ve nifak ehlinin vasıfları üzerinde çok durmuştur. Özellikle; Bakara, Âl-i İmran (Uhud savaşı sahnelerinde), Nisa, Enfal, Tevbe ve Münafikun surelerinde onlardan sıkça bahsetmiştir. Tevbe suresinde münafıkların sıfatları ve rezaletleri ayrıntılı olarak ortaya konduğu için bu sureye “münafıkların çirkinliklerini açığa çıkaran” anlamında sure-i fadâha da denilmiştir. 1 Münafikun suresi ise müstakil olarak münafıklardan bahseder ve ilginç tahliller yaparak mü’minleri bu inkarcı gruba karşı uyanık tutar. Hatta Resullullah (s.a.v), Münafikun suresi nazil olduktan sonra Cuma namazlarında bu sureyi okumuş ve sahabilerini nifak ehline karşı teyakkuz halinde tutmuştur. Arapçada, münafık kelimesinin türediği nefekun قفن kelimesi, alt geçit ve tünel anlamlarında kullanılır. Nasıl tünelin bir tarafından girilip diğer tarafından çıkılırsa; istiare yollu münafıklar için de kullanılan bu kavramla, nifak ehlinin dine bir taraftan girdikle...
» Devamı için tıklayınız ...
Kur'ân-ı Kerim 'i Doğru Anlamak
Kur’ân-ı Kerim, Hz. Peygamber’e (s.a.v) Arapça olarak nazil olmuştur.1 Yüce Allah, kelamını vahyin ilk muhataplarının dili ile indirmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v) gelen vahiyleri ezberlemiş2, ezberletmiştir. Ezberlemeyi şu hadis-i şerifinde olduğu gibi teşvik etmiştir: “Kur’ân-ı Kerim’i çokça okuyunuz. Asılı olan (fakat istenildiği gibi okunup amel edilmeyen) Mushaflar sizi aldatmasın. Allah-u Teala, Kur’ân-ı Kerim’i ezberleyen bir kalbe azap etmez.”3 Ezberleme ve ezberletme ameliyle Kur’ân’ı koruma altına almak isteyen Resulullah (s.a.v); gelen vahiyleri vahiy katipleri aracılığıyla kayda da almıştır. Kayda almış olduğu Kur’ân metinlerinin bir nüshasını kendi arşivinde muhafaza etmiştir. Kullanmış olduğu yazı malzemeleri; kürek kemikleri, ince taşlar, işlenmemiş deriler ve hurma dallarıdır.4 Hz. Muhammed’in (s.a.v) gelen vahiyleri okuma, ezberleme, ezberletme ve yazma faaliyetinin sonucunda ortaya bir metin çıkmıştır. Resullah’ın (s.a.v) tüm faaliyetleri Kur’ân-ı Kerim’i ezberlemek, an...
» Devamı için tıklayınız ...
Namaz Vakitleri
Şehir :