Makaleler > Fıkıh
Kategoriler :
Yazarlar :
Görünüm :
Ölümün Düşündürdükleri
İçinde yaşadığımız kâinatta ne varsa en küçüğünden en büyüğüne kadar hiç bir şey amaçsız, gayesiz ve boş yere yaratılmamıştır. Her şey ama her şey belli bir plana, programa göre yaratılmıştır. Kâinattaki bütün mevcudat, zerreden-kürre’ye, atomdan- galaksiye kadar her şey Allah’ımızın bu programına göre hareket eder. Hiçbir şey bu programın dışına çıkamaz. Çünkü Allah’ımızın kâinatın işleyişinde değişmez kanunları vardır. Kur’ân-ı Kerim bunlara “Sünnetullah” demektedir. Allah Teâlâ bu sünnetleri (kanunları) hiçbir şahıs, sınıf, zümre, coğrafya veya başka bir şey için veya başka bir sebeple değiştirmez. “Allah’ın kanununda bir değişme bulamazsın; Allah’ın kanununda bir sapma bulamazsın.”(Fatır/43) Eğer değişirse kanun olma özelliğini kaybeder. Çünkü kanun herkese eşit ve herkes için aynı olandır. Yukarıdan bıraktığımız bir cismin aşağı doğru hareket etmesi. Yer çekim kanunu. Geceyle gündüzün peş peşe gelmesi. Mevsimlerin birbirini takip etmesi. Suyun dünyanın her tarafında belli bir sant...
» Devamı için tıklayınız ...
Kur’ân Ve Sünnete Göre Mutlu Bir Hayatın On Altın Kuralı
İçinde yaşadığımız bu dünya hayatının bin bir ahvali vardır. Bazen sevinç, bazen hüzün, bazen acı, bazen tatlı, kimi zaman mutlu, kimi zaman mutsuz. Ama her halükarda akıp giden ve tükenen bir hayat. İnsanoğlu bu hayatın geçiciliğini bildiği halde hep mutlu olmak ister, mutluluğu yakalamak için çırpınır durur. Kimi mutluluğu geçici heveslerde arar, onları elde edince sevinir. Mesela para gibi. Kimi makamda kimi de dünyanın bir başka zevkinde. Oysa dünyanın kendisi gibi geçici olan hiçbir şeyi mutluluğun kaynağı değildir. Belki insanın kendini mutlu addettiği geçici bir histir. GEÇİCİ HEVES... Eğer insanlar uğruna ahiretlerini bile feda ettikleri dünyanın geçici nimetlerinde mutluluğu yakalasalardı onlardan usanıp bıkmazlardı. Çünkü insan beğenerek aldığı elbiseyi bir müddet giydikten sonra hevesi kaçabilmektedir. Bu, aldığı araba ve içinde oturduğu ev vs. için de geçerli bir kuraldır. Hatta, insan bazen geçici bir mutluluk için kendisine zarar bile verebilmektedir. Uyuşturucu kullananl...
» Devamı için tıklayınız ...
Amellerde İhlâs ve Samimiyet
Allah’ımızın bize verdiği en büyük nimetlerin başında gelen ve yeri kalbimiz olan imanımızın organlarımızla dışa yansımasına amel denir. Bu amellerimizin bazılarını dışarı yansıtmayı imanımız bize zorunlu kılar. Farzlar bu sınıfa girer. Onun için bazı âlimler imanı;“Kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve erkân ile amel” diye tarif etmişlerdir. Sonra bunu vacipler, sünnetler ve günlük işlerimiz takip eder. Yani hayatımız kalbimizdeki imanın organlarımıza yansıyarak makes bulmasıdır. Onu için amel sadece ibadetle sınırlı tutulamaz.Memur masa başında, işçi işinin başında, esnaf ticaretinde, çiftçi tarlasında, kadın ev işlerinde, öğretmen ders verirken, öğrenci ders öğrenirken, imam cemaatine hizmet ederken, hâkim hüküm verirken kısaca kim ne yaparsa her şey ameldir. Onu için amel sadece ibadetle sınırlı tutulamaz. Çünkü imanımız hayatımızın her alanına müdahale eder. Sevgili Peygamberimizin (as) “İnsanlara eziyet veren nesneyi kaldırmayı imanla ilintilemesi” buna işarettir. İMANIN İKİ DÜŞMANI:...
» Devamı için tıklayınız ...
Resulullah’a (sav) Salât-ü Selam Getirmek
Peygamberler öncelikle, Allah’ın varlığı ve birliği başta olmak üzere inanılması gereken bütün değerlere imanı; Yüce Allah’a kulluk görevlerini yerine getirmenin yollarını ve kişinin kendisi ve birlikte yaşadığı diğer insanlarla birlikte yeryüzünde huzurlu bir hayat yaşamanın prensiplerini insanlara öğretmek üzere Allah tarafından seçilip gönderilmiş insanlardır. Diğer insanlardan farkı, insanlığın saadetini temin edecek kuralların Allah tarafından kendilerine vahiy yoluyla bildirilmesidir. Bu yüzden Allah tarafından da “Ve selam bütün peygamberleredir.” (37 Saffât, 181) ayeti gibi benzer ayetlerle, ayrıcalıklı olarak selamlanmışlardır. Resulullah (sav) tarafından da “Nebi ve resul bütün peygamberleri selamlayın; çünkü benim gibi, onları da Allah göndermiştir.” (Abdurrazzak, el-Musannaf, II, 216) hadisi ile bütün peygamberlerin selamlanması tavsiye edilmiştir. SALÂT, SALAVÂT Salâtü selam, Hz. Peygamber’in manevî şahsiyetini selamlama anlamında bir tabirdir. Salât kelimesi dua, tâzîm, r...
» Devamı için tıklayınız ...
İslâm’da Selam Alıp-Verme
Kur’ân ve Sünnet’te selam verme ve alma ile ilgili ayet ve hadisler var mıdır? Kur’ân’da selamlaşma ile ilgi olarak şöyle buyrulur: “Size selam verildiğinde, daha güzeliyle selamlayın ya da aynı ile karşılık verin. Çünkü Allah, her şeyi hakkıyla hesap edendir.” (4 Nisa, 86). Allahü Teâlânın cennet ehline sözlü olarak selam vereceği bildirilir. (36 Yâsin, 58). Yine cennet ehline meleklerin selamından da şöyle söz edilir. “Onlar, meleklerin ‘Size selam olsun, yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık cennete girin.’ diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir.” (16 Nahl, 32). Bk. 39 Zümer, 73). Diğer yandan İbrahim aleyhisselamın babasına olan selamı (10 Yûnus, 10; 14 İbrahim, 23; 33 Ahzâb, 44) da bunlar arasında sayılabilir.Hz. Peygamber’in çeşitli hadislerinde mü’minler selamlaşmaya teşvik edilmiştir: Bunlardan bazıları şunlardır: “Yemin olsun ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir ...
» Devamı için tıklayınız ...
RAMAZAN AYININ VE ORUCUN FAZİLETLERİ NELERDİR?
Ramazan ayının başlangıcı nasıl tespit edilir? Bütün dünya Müslümanları aynı günde oruca başlamak ve aynı günde bayram yapmak zorunda mıdır? Bir kimseye orucun farz olması için Ramazan ayının girmesi gerekir. Kur’ân’da, “Sizden her kim Ramazan ayına yetişirse oruç tutsun.” buyurulmuştur. Hz. Peygamber de “Ramazan hilâlini görünce oruç tutun, Şevval hilâlini görünce de iftar edin ve bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa Şâban ayını otuza tamamlayın” buyurmuştur. Kısaca Ramazan orucu hava açık olunca hilâli görmekle, bulutlu olunca Şâban ayını otuz güne tamamlamakla farz olur. Hanefilerin de içinde bulunduğu çoğunluk fakihlere göre, dünyanın herhangi bir yerinde güneş batmazdan önce batı ufkunda hilâlin görüldüğü sağlam yollarla sabit olur ve bir belde toplumu bunu benimserse bütün müslümanların aynı zamanda oruç tutmaları gerekir. Aksi halde her belde toplumu kendi gözetlemesi ve güvenilir takvim hesabına göre orucunu tutar. İslâm aleminin ve bütün dünya Müslümanlarının aynı günde oruc...
» Devamı için tıklayınız ...
Düğünlerimiz Nasıl Olmalı?
Bir yere vardığım zaman, sizin burada düğün ve cenaze merasimleri nasıl olur, diye sorarım. Toplumun sevinçli ve üzüntülü günlerdeki hal ve hareketleri içlerinin dışa vurması sadedinde bize bir hayli ipucu verir. Elbette ki sevinme ve üzülme sadece düğün ve cenazeye mahsus değildir ama bunlar geneli ilgilendirdiği ve gelenekselliği olduğu için daha derin ve daha geniş kapsama sahiptirler. Bu yüzden de araştırma ve inceleme yapacaklara hem kolaylık hem de fırsat sağlanır. Genel kanaat ve genel yapının fotoğrafına ulaşmış olur. İnsanın dünyaya gelişi düğün-nikah ile evlenen anne-baba iledir. Bu sebeple de birçok ayetlerde Allah’a ibadetten sonra anne-babaya itaat emredilmiştir; çocukların diri diri gömülmesi ve öldürülmesi ise yasaklanmıştır. Bütün bu açıklamalar ışığında düğün olayına baktığımız zaman bunun ne kadar gerekli, önemli ve hassas bir konu olduğu gün ışığı gibi ortaya çıkmaktadır. MÜSLÜMAN KİTAB’A GÖRE SEVİNİR VE ÜZÜLÜR Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Müslüman’ın sevinci il...
» Devamı için tıklayınız ...
Namaz Vakitleri
Şehir :